Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
22°
Akdeniz Gerçek | Gündem | Diyanet'ten 13 Eylül Cuma hutbesinde Narin vurgusu

Diyanet'ten 13 Eylül Cuma hutbesinde Narin vurgusu

Diyanet tarafından hazırlanan 13 Eylül Cuma Hutbesi’nde, Diyarbakır’da 19 gün sonra cansız bedeni dere yatağında bulunan 8 yaşındaki Narin Güran'a yer verildi.

Diyanet tarafından hazırlanan 13 Eylül Cuma Hutbesi’nde, Diyarbakır’da 19 gün sonra cansız bedeni dere yatağında bulunan 8 yaşındaki Narin Güran'a yer verildi.

Diyanet'ten 13 Eylül Cuma hutbesinde Narin vurgusu

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 13 Eylül Cuma Hutbesi’nde, Diyarbakır’da ailesi tarafından canice katledilen Narin Güran özel olarak anıldı.

cuma hutbesinde Narin vurgusu

Cuma hutbesinde, "Rabbimize, kendimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı o hatırlatmıştır. Ailemize Allah’ın bir emaneti olarak sahip çıkmamız gerektiğini o öğütlemiştir. Erdemli, ahlaklı ve onurlu bir hayatın yollarını o göstermiştir. Hak ve hakikati, adalet ve merhameti o öğretmiştir. Kadınlar ve yaşlılar hak ettikleri gerçek saygınlığa onunla ulaşmıştır. Yetim ve öksüzlerin yüzü onunla gülmüştür. Diri diri toprağa gömülen, hor ve hakir görülen kız çocukları onunla hayat bulmuştur. Ne hazindir ki her geçen gün, insani değerlerin ayaklar altına alındığı, masum çocukların acımasızca katledildiği, her türlü kötülüğün açıkça işlendiği bir zamanda yaşıyoruz. Kalpleri kararmış, vicdanları körelmiş zalimlerin kurbanı, nazik ve narin bedenler oluyor. Böylesine bir ortamda Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in sadece mevlidini anmak ve hatırasını yad etmekle ona karşı sorumluluğumuzu asla yerine getirmiş olamayız. Bugün bize düşen; Allah Resûlü (s.a.s)’e hakkıyla tabi olmak, bizlere bıraktığı en büyük miras olan Kur’an-ı Kerim’e ve sünnetine sımsıkı sarılmaktır. Başka Narinler’in canice katledilmemesi, başta Gazze olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki masumların canlarına kıyılmaması için Peygamberimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını ve çağlar üstü mesajlarını insanlıkla buluşturmaktır" denildi.

Filistin ve Masum Çocukların Durumu

Hutbede, Filistin’de zalimlerin acımasızca katlettiği masum çocuklara dikkat çekildi. Gazze başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında süregelen haksızlık ve zulümlere karşı İslam’ın öğretilerine sımsıkı sarılmamız gerektiği ifade edildi. Hutbede şu ifadelere yer verildi: “Kalpleri kararmış, vicdanları körelmiş zalimlerin kurbanı, nazik ve narin bedenler oluyor.”

Mevlid Kandili’nin Önemi Vurgulandı

Diyanet İşleri Başkanlığı, 13 Eylül Cuma günü için hazırladığı hutbede, İslam’ın barış ve adalet dini olduğunu hatırlatarak, Mevlid Kandili'nin yaklaştığını belirtti. Hutbede, Hz. Muhammed’in (s.a.s) tüm insanlık için en güzel örnek olduğu hatırlatıldı ve ona olan sorumluluğun sadece mevlidini anmakla değil, onun mesajlarını hayatımıza yansıtarak yerine getirilebileceği vurgulandı.

13 Eylül Cuma Hutbesi tam metni

"Muhterem Müslümanlar!
Yarın akşam, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in dünyayı teşriflerinin yıl dönümünü idrak edeceğiz inşallah. Bizleri bir kez daha Mevlid-i Nebi’ye ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamdüsena, ümmeti olmakla şeref bulduğumuz Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya salat ve selam olsun.

Aziz Müminler!
Hutbeme başlarken okuduğum ayet-i kerimede Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Allah, müminlere kendi içlerinden bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. O Peygamber ki, onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları günahlardan arındırır, onlara kitabı ve hikmeti öğretir…”[1]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Bana itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Bana isyan eden de Allah’a isyan etmiş olur.”[2]

Değerli Müslümanlar!
Allah Resûlü (s.a.s) yüce bir ahlak üzere yaratılmıştır. O, güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiş son peygamberdir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), iman, amel ve ahlâkın birbirinden ayrılamayacağını; güzel ahlakın, hayatın her alanını kapsaması gerektiğini vurgulamıştır. İnsanın ancak ahlâkı ölçüsünde dindar ve iyi bir kul olabileceğini belirtmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.s), tüm insanlık için en güzel örnektir. Rabbimize, kendimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı o hatırlatmıştır.  Ailemize Allah’ın bir emaneti olarak sahip çıkmamız gerektiğini o öğütlemiştir. Erdemli, ahlaklı ve onurlu bir hayatın yollarını o göstermiştir. Hak ve hakikati, adalet ve merhameti o öğretmiştir. Kadınlar ve yaşlılar hak ettikleri gerçek saygınlığa onunla ulaşmıştır. Yetim ve öksüzlerin yüzü onunla gülmüştür. Diri diri toprağa gömülen, hor ve hakir görülen kız çocukları onunla hayat bulmuştur.

Kıymetli Müminler!
Ne hazindir ki her geçen gün, insani değerlerin ayaklar altına alındığı, masum çocukların acımasızca katledildiği, her türlü kötülüğün açıkça işlendiği bir zamanda yaşıyoruz. Kalpleri kararmış, vicdanları körelmiş zalimlerin kurbanı, nazik ve narin bedenler oluyor. Böylesine bir ortamda Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in sadece mevlidini anmak ve hatırasını yâd etmekle ona karşı sorumluluğumuzu asla yerine getirmiş olamayız.

Bugün bize düşen; Allah Resûlü (s.a.s)’e hakkıyla tabi olmak, bizlere bıraktığı en büyük miras olan Kur’an-ı Kerim’e ve sünnetine sımsıkı sarılmaktır. Başka Narinler’in canice katledilmemesi, başta Gazze olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki masumların canlarına kıyılmaması için Peygamberimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını ve çağlar üstü mesajlarını insanlıkla buluşturmaktır. Barış dini İslam’ın, hayat rehberi Kur’an-ı Kerim’in, rahmet peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’in, insanlığın sığınabileceği tek liman olduğunu ısrarla anlatmaktır. Dinimizi ve dini değerlerimizi değil, dindarlığımızı yeniden sorgulamaktır. O kutlu Nebî’nin sünnet-i seniyyesinin tüm insanlık için bir kurtuluş pusulası ve bir hayat kılavuzu olduğunu unutmamaktır. İşte o zaman dünyamızda zulüm ve haksızlıklar sona erecek, insanlar güven içinde kardeşçe bir arada yaşayacaktır. Kimse kimsenin canına, malına, namus ve iffetine zarar veremeyecek, masum canlar hayatlarının baharında solmayacaktır.

Aziz Müslümanlar!
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Mevlid Gecesi’ni içine alan haftayı Mevlid-i Nebi Haftası olarak kutlayacağız. Başkanlığımız bu yıl, Mevlid-i Nebi Haftası temasını “Peygamberimiz ve Şahsiyet İnşası” olarak belirlemiştir. Hafta boyunca gerçekleştireceğimiz programlarla Peygamberimiz (s.a.s)’in örnek hayatını anlamaya ve anlatmaya çalışacağız. Toplumumuzun her kesimine yönelik yapacağımız programlara sizleri bekliyoruz. Bu vesileyle Mevlid-i Nebi Haftamızın aziz milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlı olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

Hutbemi Âl-i İmrân sûresi otuz birinci ayetin mealiyle bitiriyorum: “Habibim! De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.”[3]

[1] Âl-i İmrân, 3/164.

[2] Müslim, İmâre, 33.

[3] Âl-i İmrân, 3/31."

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız