Antalya’nın Aksu ilçesinde dün saat 17.00 sularında başlayan ve Kepez’in Kızıllı bölgesine kadar dayanan orman yangını, ikinci gününde de kontrol altına alınamadı. Rüzgârın etkisiyle hızla ilerleyen alevler nedeniyle Yeşilkaraman, Karaöz ve Yıldırım mahallelerindeki evler tahliye edilirken, yaşanan felaket ve sistemin yapısal eksiklikleri uzmanların isyanıyla bir kez daha gün yüzüne çıktı.
Alevler Yerleşim Yerlerinde, Bin Personel Sahada

Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) son açıklamalarına göre, Antalya Serik, Adana Karaisalı ve Feke ile Kayseri Yahyalı’daki orman dışı alanlarda başlayan yangınlar kontrol altına alınarak soğutma çalışmalarına geçildi. Ancak 7 Eylül saat 17.00’de Aksu’da başlayan ve sıçramalarla büyüyen yangın ile Adana Kozan’da saat 22.00’de başlayan alevlere havadan ve karadan müdahale devam ediyor. OGM sahadaki operasyonların 7 uçak, 22 helikopter, 188 arazöz, 8 iş makinesi ve bin personel ile yürütüldüğünü bildirdi.

"Yangınlar Orman Dışından Sirayet Ediyor"
Bölgedeki yangının ulaştığı boyutları ve müdahaledeki kurumsal zorlukları Akdeniz Gerçek Gazetesi’ne değerlendiren Orman Mühendisleri Odası Batı Akdeniz Şube Başkanı Akın Mızraklı, vahim tabloyu gözler önüne serdi. Yangınların yüzde 90'ından fazlasının insan faktöründen kaynaklandığını vurgulayan Mızraklı, "Artık yangınlar orman içinden çıkmamaya, orman dışından çıkıp ormana sirayet etmeye başladı" dedi.
Aksu'da yanan alanların genç ormanlardan oluştuğuna dikkat çeken Mızraklı, bu durumun alevlerin duraksamadan hızla ilerlemesine neden olduğunu belirterek, "Vatandaş duyarsız olduğu, tarım alanlarıyla orman arasındaki koridorlardaki kuru dallar ve otlar temizlenmediği müddetçe, şiddetli poyrazın da etkisiyle bu yangınlar çıkmaya devam edecek. Yangınlar artık kurum olarak gücümüzün üzerine taşmaya başladı" dedi.
"Mükelleflik Sistemi Kalktı, İş Sadece Ekiplere Kaldı"
Yangınla mücadeledeki kurumsal zafiyetlere ve değişen yasal düzenlemelere değinen Şube Başkanı Mızraklı, köylülerin ilk müdahaleyi yaptığı 'mükelleflik' sisteminin kaldırılmasının bedelinin ağır olduğunu ifade etti. Mızraklı, "Eskiden 'mükellef' denilen bir olay vardı; köyde yaşayan vatandaş yangın olduğunda kazmasını, küreğini, suyunu alır orman teşkilatından önce alana varırdı. Şimdi bu sistem ortadan kalktı ve iş sadece yangın ekiplerine kaldı" dedi.
Hava müdahalesinin yalnızca yangının ilk çıkış anında etkili olduğunu, kriz büyüdüğünde yükü sahadakilerin çektiğini savunan Mızraklı, "Belli bir boyuta geldikten sonra iş tamamen yer ekiplerine kalıyor. OGM'nin yer ekiplerini güçlendirmesi ve acilen daha fazla eğitimli personel alması lazım" dedi.

"Sessiz Canlıların Sesi Olmak Mecburiyetindeyiz"
Ormandaki ekolojik yıkımın ve meslektaşlarının yaşadığı tükenmişliğin altını çizen Mızraklı, bu trajedinin ulusal düzeyde sahiplenilmesi gerektiğini şu sözlerle dile getirdi: "O yeşilin gidip griye döndüğü manzarayı görünce ağlamamak mümkün mü? Meslektaşlarım günlerdir orman içerisinde uykusuz bir mücadele veriyor. Orman içinde sessizce can veren ve sesini duyuramayan hayvanların sesi de biz olmak mecburiyetindeyiz. Biz aslında onların yaşam ortamına giriyoruz, asıl sahipleri onlar. Bu artık sadece OGM'nin değil ulusal bir meseledir."