Antalya'nın Konyaaltı ilçesi Hisarçandır Mahallesi'nde açık ocak işletmeciliği ve delme-patlatma yöntemleriyle çalışması planlanan kalker ocağı ruhsat sahasının sınırında yaşanan gelişmeler, bölgedeki çevre ve tarih mücadelesini yeni bir boyuta taşıdı.
Orman mülkiyetindeki 21922 ada 1 parselde yakın zamanda keşfedilen ve tabiat harikası sarkıtlarıyla dikkat çeken yeni mağaranın çevresinde Geç Roma dönemine ait kalıntılar tespit edildi.
Eski Antalya Valiliği Kültür Varlıkları Birim Sorumlusu restorasyon uzmanı Cemil Karabayram'ın 23 Haziran tarihinde başlattığı resmi girişimlerin ardından, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 25 Eylül tarih ve 22794 sayılı kararıyla zeytinyağı işliği ve çevre duvarlarını 1. grup taşınmaz kültür varlığı olarak tescil etti.
Kayaya Oyulmuş Antik Üretim Merkezi Belgelendi
Hazine mülkiyetindeki ormanlık alanda ana kayaya oyulmuş yuvarlak biçimli bir havuz, kirişlerin oturtulduğu ahşap hatıl yuvaları ve kuru örgü tekniğiyle inşa edilen temel seviyesindeki duvar kalıntıları kayıt altına alındı.
Zeytin ezme bölümlerinde geçmişten gelen bazı tahribatlar belirlense de alanın sınırları harita üzerinde koordinatlarıyla çizilerek resmi koruma çemberi oluşturuldu. Kurul Müdürlüğü'nün 29 Eylül tarihli resmi yazısıyla ilgili birimlere gönderilen karar doğrultusunda, patlatma ve madencilik faaliyetlerinin önüne geçecek koruma şerhi doğrudan tapu kütüğünün beyanlar hanesine işlenecek.
Gizemli Mağara ile Tarihi Doku Birlikte Korunacak
Öte yandan Türkiye Mağaracılık Federasyonu üyeleri ile yerel çevre gönüllüleri bölgede bulunan bir mağaraya ilk keşif inişi yaptı.
Yaklaşık 14 metrelik dikey bir inişle ulaşılan, odacıkları, devam eden galerileri ve zengin damlataş oluşumlarıyla dikkat çeken mağaranın varlığı, Geyikbayırı Yaşam Platformu başta olmak üzere doğaseverleri alarma geçirmişti.
Antalya 1 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'nun 23 Temmuz tarih ve 1493 sayılı kararıyla mağaranın kaderi de arkeolojik raporlara bağlandı. Yeraltındaki mağara boşluklarının ve antik kalıntıların patlatmalardan zarar görmemesi adına tabiat ve kültür varlıklarının bir bütün olarak değerlendirilmesi kararlaştırıldı.