Antalya ve Konya sınırında, Toros Dağları’nın en görkemli zirvelerinden biri olan Geyik Dağları eteklerindeki Eğrigöl Yaylası, ilkbaharın gelişiyle çeşitli renklere büründü.
Antalya'nın Gündoğmuş ilçesinde kış boyunca metrelerce kar altında kalan ve yolları kapandığı için mayıs ayı ortalarına kadar araçla ulaşım sağlanamayan bu doğa harikası, karların erimesiyle birlikte benzersiz bir ekosisteme can verdi.
Bölgede açan kırmızı dağ laleleri, mor, sarı ve mavi renkli çiğdemler, yağlı sarı otlar ve geven türleri, karlı dağ silüetleriyle birleşerek özellikle doğa yürüyüş grupları ve fotoğrafçılar için büyüleyici manzaralar sundu.
Bölgenin büyüleyici dokusunu henüz bozulmadan görmek isteyen doğa gezginleri, zorlu kış şartlarının ardından yaylaya ilk ayak basanlar arasında yer alıyor.
Bölgeye yaptıkları zorlu yolculuğu anlatan doğa gezgini Adil Sevimliler, yollar kardan ve geçici gölden dolayı kapalı olduğu için Eğrigöl'e şu an en yakın Payallar Yaylası'ndan 16 kilometre yürüyerek ulaşılabildiğini söyledi.
Sevimliler, "Biz ilkinde bu rotadan yürüdük, manzara şahaneydi. Çiğdemler eşliğinde dağ, tepe. 5 gün sonra Geriş Belinden yürüdük, bu gezimiz 23 kilometre sürdü. Enfes lale manzaralıydı, yüzlerce, binlerce endemik lale gördük. Sadece bazılarını görüntüleyebildik" dedi.
Ancak mayıs ayı ortalarından itibaren iş makineleriyle yolların açılması, Eğrigöl Yaylası için bir yandan erişim kolaylığı sağlarken diğer yandan büyük bir ekolojik tehdidi beraberinde getiriyor. Her yıl aynı dönemde yaşanan denetimsizlik, bölgeye gelen bazı ziyaretçilerin çevreye zarar vermesine yol açıyor.
Çöp ve mangal atıklarının uluorta bırakılması, koruma altındaki çiçekli alanlara araçlarla girilmesi ve nadide çayırların üzerinde drift yapılması gibi ciddi sorunlar, Torosların bu hassas dengesini yok etme noktasına getiriyor.
Yaşanan bu çevre katliamına isyan eden ve yetkilileri acil önlem almaya çağıran Adil Sevimliler, "Maalesef insanlarımız araçlarla çayırlara girip, ateşler yakıp, drift atarak tahrip ediyor. Çöplerini de etrafta bırakıyorlar. Biz de henüz yollar açılmamışken ve insanlar orayı çöp gölüne çevirmemiş ve tahrip etmemişken en doğal ve orijinal haliyle görmek ve orayı atalarımız gibi temiz yaşayabilmek için onca yolu yürüyerek gittik. Maalesef tüm endemik yaşam hiçe sayılıyor, doğayı katledenler var. Bunlara ciddi önlem alınması gerek. Diğer bir konu ise belediyenin çöp diye kazdığı çukurlara atılan poşet ve pet şişeler rüzgarla tüm doğaya savrulmakta" diye konuştu.