Antalya’nın kalbi sayılan tarihi Kaleiçi bölgesini çevreleyen asırlık taş surlar, Akdeniz’in kıyısında yüzlerce yıldır süregelen kentleşme hareketine tanıklık etmeye devam ediyor.
Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin derin izlerini üzerinde barındıran bu anıtsal yapılar, bugün kafeler, butik oteller ve iş yerleriyle harmanlanan modern hayatın tam ortasında varlığını koruyor.
Günümüz Antalya'sının hareketli caddeleri ile geçmişin tarihi havasını birbirinden ayıran tarihi surlar, dron ile gökyüzünden kaydedilen görüntülerle belgelendi.
5 Ayrı Uygarlığın Ortak Mirası Şehrin Merkezinde
Antik çağlarda Attaleia adıyla bilinen ve stratejik konumu nedeniyle sayısız medeniyete kucak açan kentin savunma kalkanı olan surlar, Antalya Valiliği verilerine göre Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin ortak mirası kabul ediliyor.
Çağlar boyunca gerçekleşen kuşatmalar ve zamanın etkisiyle büyük kısmı yıkıma uğrasa da sağlam kalan duvarlar, bugün modern kentin sınır taşları olarak işlev görüyor.
Yaşayan Müze Kaleiçi Günlük Hayatla Birlikte Nefes Alıyor
Bölge yalnızca taş duvarlarıyla değil, barındırdığı abidevi yapılarla da yaşayan bir tarih niteliği taşıyor. Roma İmparatoru Hadrianus’un kenti ziyareti anısına MS 130 yılında inşa edilen görkemli Hadrian Kapısı, Hıdırlık Kulesi, Yivli Minare ve Külliyesi, Şehzade Korkut Camii, Karatay Medresesi ile kadim liman aynı dokunun parçası olarak sıralanıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri doğrultusunda konaklama, yeme-içme ve sosyal mekanlara dönüştürülen tarihi konaklar ve dar sokaklar, bölgeyi atıl bir ören yeri olmaktan çıkarıp kentin nefes alıp verdiği dinamik bir merkez haline getiriyor.