Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Haftalık Bankacılık Sektörü Verileri’ne göre, 23 Ocak 2026 tarihi itibarıyla vatandaşların bankalara olan tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borçlarının toplamı 5 trilyon 693 milyar 507 milyon liraya ulaştı. Bu da güncel kurla yaklaşık 131 milyar dolara karşılık geliyor.
Antalya'dan Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Ramazan Düzen, bu rakamların Türkiye’de uygulanan ekonomi politikalarının geldiği noktayı açıkça ortaya koyduğunu söyledi.
Düzen, “2002 yılı sonunda vatandaşın bankalara olan toplam tüketici kredisi ve bireysel kredi kartı borcu sadece 6 milyar 605 milyon liraydı. Aynı dönemde bu tutar yaklaşık 4 milyar 370 milyon dolar seviyesindeydi. Bugün gelinen noktada artış TL bazında tam 862 kat, dolar bazında ise 30 kat olmuştur” şeklinde konuştu.
"Vatandaş Borçlanarak Ayakta Kalmaya Çalışıyor"
Bu dramatik artışın 'refah artışı' olarak sunulamayacağını belirterek borçlanmanın artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini ifade eden Ramazan Düzen, "Vatandaş bugün borçlanarak ev almıyor, borçlanarak ayakta kalmaya çalışıyor. Kredi kartları artık harcama aracı değil, temel ihtiyaçları karşılamanın tek yolu haline gelmiştir" açıklamasını yaptı.

"Bankaların Faiz Gelirleri ve Borç Sarmalı Büyüyor"
Türkiye'de ekonomik büyüme söylemlerinin rakamlarla örtüşmediğini kaydeden Ramazan Düzen, “Eğer ortada bir büyüme varsa, bu vatandaşın gelirinde değil; bankaların faiz gelirlerinde, kredi hacminde ve borç sarmalındadır. Üretmeden tüketen, kazanmadan borçlanan bir toplum oluşturulmuştur” diye konuştu.
"Çekilen Her Kredi Yarının Daha Ağır Yoksulluğunun Teminatı"
Konut ve taşıt kredilerindeki artışın da sağlıklı bir ekonomik gelişmeye işaret etmediğini ifade eden Saadet Partili Düzen, “Yüksek enflasyon, düşük alım gücü ve gelir adaletsizliği nedeniyle vatandaş geleceğini ipotek altına almaktadır. Bugün çekilen her kredi, yarının daha ağır yoksulluğunun teminatıdır" ifadelerini kullandı.
İktidara Çağrı
Ramazan Düzen son olarak iktidara çağrıda bulunarak, "Türkiye’nin ihtiyacı borçla çevrilen bir ekonomi değil; üretimi, istihdamı ve adil gelir dağılımını esas alan bir ekonomik anlayıştır. Aksi halde bu borç tablosu sadece rakam olarak değil, sosyal bir çöküş olarak da karşımıza çıkacaktır" dedi.
Saadet Partili Düzen: Türkiye'nin Borcu 23 Yılda Yüzde 225 Arttı

