Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) Genel Başkanı Meral Güler, Dünya Öğrenciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada Türkiye’de yükseköğrenimin hızla öğrencilerin erişemediği ve sürdüremediği bir yapıya dönüştüğünü vurguladı. Başkan Güler, artan ekonomik zorluklar, eğitimdeki eşitsizlikler ve yükseköğrenimin geleceğine dair endişeleri ortaya koyan verilerin dikkat çekici boyutlara ulaştığını belirtti.
“Üniversiteye erişim ve devamlılık tehlikede”
Başkan Güler, Türkiye’de kız çocuklarının eğitimine destek vermek için çalıştıklarını hatırlatarak, yükseköğrenime girişteki engellerin büyüdüğünü söyledi.
Son yıllarda yüzbinlerce öğrencinin puanı yetmesine rağmen tercih yapmadığını, kayıt yaptıramadığını ya da kaydını dondurduğunu belirten Güler, bunun milyonlarca öğrenciyi yükseköğrenim dışında bıraktığını ifade etti.
YÖK verilerine göre 2015’ten bu yana kendi isteğiyle kaydını sildiren öğrenci sayısı 2 milyon 806 bin 779.
Kayıt donduran öğrenci sayıları da yıllar içinde hızla artıyor:
2019’da 45.382, 2020’de 47.302, 2021’de 37.565, 2022’de 63.612, 2024’te ise 56.107.
2021–2023 arasında kaydını sildiren öğrenci sayısı 878 bin 399.
2025 YKS’de puanı hesaplanan 897.865 aday tercih yapmadı.
Ek yerleştirmede ise kazanmasına rağmen 77.558 öğrenci üniversiteye kayıt yaptırmadı.
Özel üniversitelerde geçen yıl %91 olan doluluk oranı bu yıl %74’e düştü.
Ekonomik nedenler eğitimi kesintiye uğratıyor
Güler, ekonomik krizin öğrencilerin eğitim motivasyonunu yok ettiğini belirterek şu tabloya dikkat çekti:
Barınma, beslenme ve ulaşım giderleri öğrencilerin en temel sorunları hâline geldi.
Bir öğrencinin başka bir şehirde üniversite okuması, orta gelirli bir aile için bile taşınamaz yük oldu.
TÜİK ve OECD verilerine göre öğrencilerin büyük kısmı eğitim giderlerini karşılamak için yarı zamanlı çalışmak zorunda.
Bu durumun gençleri hem akademik hem psikolojik açıdan yıprattığı ifade edildi.
“Mezunlar iş bulamıyor, diplomalı işsiz sayısı artıyor”
Başkan Güler, yükseköğrenimi tamamlayan gençlerin iş bulamama kaygısının giderek büyüdüğünü vurguladı.
OECD verilerine göre Türkiye, üniversite mezunlarının istihdam oranında %75 ile en alt sıralarda yer alıyor. OECD ortalaması ise %87.
TÜİK verilerine göre, 25–34 yaş grubundaki işsizlerin %49,2’si üniversite mezunu.
Eğitim-Sen araştırmasına göre öğrencilerin %73’ü mezun olduğunda iş bulamayacağına inanıyor.
Güler ayrıca NEET (Ne eğitimde ne istihdamda) grubunun büyüdüğünü, gençlerin üçte birinin ne okulda ne işte yer alabildiğini, bunun gençlerde “beklemede olmanın tükenmişliği”ne yol açtığını söyledi.
Beyin göçü artıyor
TÜİK’e göre beyin göçü oranı 2019’da %1,6 iken 2023’te %2’ye yükseldi.
Yurt dışına giden gençlerin %85’i mühendislik alanlarından mezun.
En çok gidilen ülkeler: ABD (%21,4), Almanya (%17,5), Birleşik Krallık (%11,2).
Ayrıca “sanal beyin göçü”nün de arttığı, gençlerin Türkiye’de yaşarken yabancı şirketlere çalıştığı belirtildi.
“Eğitimli gençliği olmayan ülkenin geleceği olmaz”
Meral Güler, özellikle kız öğrencilerin ekonomik zorluklar nedeniyle yükseköğrenimden daha fazla uzaklaştığını vurguladı.
Türkiye’de “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramının eğitim mevzuatından çıkarılması ve yönetim kademelerinde kadın temsilinin düşüklüğü de öne çıkan başlıklar arasında.
TÜKD’den çözüm çağrısı
Güler, yükseköğrenimin yeniden erişilebilir hâle gelmesi için şu önerilere dikkat çekti:
Milli eğitim ve mesleki eğitime ayrılan bütçenin artırılması,
Barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçların devlet tarafından desteklenmesi,
Yükseköğrenim kredilerinin artırılması,
Nicelik değil nitelik odaklı üniversite politikası,
Eğitimli gençler için üretim odaklı istihdam alanlarının açılması,
Kadınların eğitim ve istihdamdaki eşitsizliklerinin giderilmesi.