Antalya'da Kuğulu Park olarak bilinen, yıkılan Antalya Arkeoloji Müzesi ve Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü binasının karşısındaki falezler üzerinde konumlanan alanın, Resmi Gazete'nin 8 Ekim 2026 tarihli sayısında yayımlanan ihale ilanı, kent kamuoyunda büyük bir yankı uyandırdı.
Karayolları Genel Müdürlüğü, mülkiyetinde kayıtlı bulunan Muratpaşa ilçesi Bahçelievler Mahallesi 584 ada 1 parsel numaralı 8 bin 693,72 metrekarelik taşınmazı kapalı teklif usulüyle satışa çıkardı. Tahmini satış bedeli 576 milyon 431 bin 279,81 TL olarak açıklandı.
Kuğulu Park İhalesine Karşı Efsanevi Başkanın Anısına Tarihi Yanıt
Satış kararının ilan edilmesinin hemen ardından, Antalya'nın simge isimlerinden efsanevi belediye başkanı Selahattin Tonguç'un toplumcu belediyecilik mirasını yaşatan platform, çok sert ve tarihi belgeler içeren bir açıklama yaptı.

"Antalya'yı Toplayıp Nereye Götürüyorsun?"
"Sen Parsele, Biz Hayata! Dağından, Irmağından, Kıyısına Bir Kentin Kamusal Alanını Elinden Almaya Çalışana: Yalıyarı Unuttun! Antalya'yı Toplayıp Nereye Götürüyorsun?" ifadeleriyle başlayan açıklamada, doğal varlıkların hızla elden çıkarılmasına şu sözlerle dikkat çekildi:
"Antalya’nın dağını, taşını, ormanını, ırmağını, kıyısını, koyunu, yaylasını, tarım toprağını, madenini, suyunu, merasını, zeytinliğini; yangından geriye kalan arazisini bile birer 'değer' olarak görüp toplamaya, satmaya, devretmeye, yapılaşmaya ve elden çıkarmaya. Artık… hayrola? 'Tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçlar ormana' dönerdi yurdumda. Dağlar maden ocaklarına, dereler HES’lere, kıyılar koylar yapılaşmaya, ormanlar ateşe ha? Sahibi olmadığın Antalya’nın doğal ve kamusal varlıklarını parça parça elden çıkarıyorsun. Hayrola, bir yolculuk mu? İnsan evini böyle acele boşaltmaz. Bir şey daha: Bizi unuttun içinde."
Kıyı Hukukunun 100 Yıllık Geçmişi Ve Mülkiyet Tartışması
Açıklamada kentin kıyı ve kamusal alan hafızasının köklerine değinilerek, 1930'lu yıllarda verilen tarihi yargı kararları yeniden gündeme taşındı. Kentin korunması fikrinin bir asırlık bir hukuk mirasına dayandığı hatırlatılırken şu ifadelere yer verildi:
"Antalya’nın kamusal varlıklarını koruma fikri kimsenin keşfi değil ki. 1930’ların başında hâkim Rauf Bey’in verdiği ve 'Antalya’nın kıyıları seyrangahtır; herhangi bir imar ihtilafına konu olamaz' anlayışını ortaya koyan karar, 1950’lerde Yargıtay tarafından da onanmış. Bir asır önce bu kentin bir hâkimi, kıyının yalnızca bugünün insanlarına ait olmadığını, bir imar ihtilafının konusu haline getirilemeyecek kadar kamusal olduğunu görebiliyor. Yazık. Sen bugün elinde bütün bir mevzuat, bütün imkânlar… bunu göremedin. Rauf Bey’in tırnağı olamadın."
"Antalya Satılık Değil"
Kıyıların ticari bir meta haline getirilemeyeceği vurgulanan metinde anayasal güvenceler anımsatılarak, "Tapu bulmuşsun satıyorsun. Hayırlı olsun. Ne yazık: Anayasa’nın 43. maddesi açık: 'Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.' Antalya’nın denizle buluştuğu alanların birer gayrimenkul gibi alınıp satılması, mülkiyet meselesi değil, doğrudan kamu yararı ve kent hakkı meselesi. Antalya satılık değil. Parkları da kıyıları da kimsenin mülkü değil, halkın emaneti" değerlendirmesi yapıldı.
Atatürk Parkı'ndan Kuğulu Park'a Uzanan Kamu Yararı Mücadelesi
Tarihsel süreçte bölgenin nasıl halkın kullanımına kazandırıldığını ve dönemin yerel yönetiminin verdiği zorlu mücadeleleri aktaran Selahattin Tonguç’un Toplumcu Belediyecilik Mirasına Sahip Çıkanlar grubu, 1974 yılındaki kamulaştırma adımlarını hatırlattı:
"Antalya’nın bugün Atatürk Parkı olarak bildiğimiz alanının önemli bir bölümü 1974’te Turizm Bakanlığı tarafından kamulaştırıldı. Gönül isterdi, Cumhuriyet Meydanına dek uzansın Park. Oradan Karpuzkaldıran’a. Dönemin valisiyle kapıştık; inşaatı bitmemiş, imar ruhsatsız Valievi’ni kendi elimle mühürledim. Bu alan da park olsun diye! Aldık dersimizi. 'Kıyılara ve sulak alanlara 300 m yapılaşma olamaz' maddesi koyduk Antalya Kent İmar Planı'na 1977’de. 1980 Askeri Darbesi ve onun izindekilerce delik deşik edilecek olan... Alan, dönemin kent planında 'turistik park'. Kamulaştırmanın ardından Hazine adına tescil. 1985’te 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca kamu yararı amacıyla Antalya Belediyesi’ne bırakılışı. Tapu tescil işlemleri 1986. Sıradan bir taşınmaz değil, kamusal kullanım amacıyla oluşturulmuş, belediyeye kamu yararı için bırakılmış bir kent alanı. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesi de açık: Kamu hizmetine ayrılmış Hazine taşınmazlarının belediyelere bırakılmasının ardından başka amaçlarla kullanılması ve satılması meselesi, öyle sessizce geçiştirilecek bir mesele değil."
Belediye Yönetimine Açık Sorumluluk Çağrısı: "Antalya Belediyesi, 'Karayollarının' Diyerek Sıyrılamaz"
İhaleye konu 584 ada 1 parselin hukuki ve fiili durumuna dikkat çeken platform temsilcileri, mülkiyetin devlete ait bir kurumda olmasının kamusal niteliği ortadan kaldırmayacağını belirterek, "Bugün Kuğulu Park’ı da kapsadığı belirtilerek satışa hazırlanan 584 ada 1 parsel, Atatürk Parkı’nın 1974’te kamulaştırılan ve 1986’da belediyeye bırakılan parselleri arasında görünmemekteyse dahi, yıllardır halkın kullandığı park alanının sırf Karayolları Genel Müdürlüğü mülkiyetinde olduğu gerekçesiyle elden çıkarılması nedir? Söyleyeyim: artık hepimizi ilgilendiren bir kamu meselesi. Tapu bir kurum adına kayıtlı olabilir; park halkındır, kıyı halkındır, kent halkındır. Ben 32 yaşında, başkanlığımın ilk günlerinde vincin önüne attım kendimi. Varyant dediğin, Konyaaltı Yokuşu’ndaki 25 katlı otel inşaatını durdurdum, malzemeleri mühürleyip el koydum. Antalya Belediyesi, 'Karayollarının' diyerek sıyrılamaz. Bir kentteki her şey belediyeden geçer" sözleriyle yerel yönetimin sessiz kalmaması gerektiğini savundu.
"Belediye Sen Bu Kentin Neresindesin?"
Mevcut belediye yönetiminin sergilediği tavrı eleştiren açıklamada, "Kuğulu Park satışa hazırlanıyor ha? Antalya’nın kamusal alanları tartışmaya mı açılıyor birer birer? Yalıyarların statüsü değiştiriliyor, kent belleğinin önemli yapıları ortadan kaldırılıyor. Peki Antalya Belediyesi nerede? Antalya’da hâlâ belediyeler var mı? Belediyenin görevi yalnızca eldeki taşınmazları işletmek, kiralamak ya da peyzaj mı? Belediyenin asıl görevi kentin ortak varlıklarını korumak. Kamusal alan ortadan kaldırılırken Antalya’nın belediyeleri nereden seyrediyor? Bu kent kimin? Koltuk işgali? Açılışlar, törenler, küçük düzenlemelerle kentin yönetildiği izlenimini vermek mi? Belediye! Sen bu kentin neresindesin? Yalıyarın statü değişikliği konusu 3. yılına giriyor! Kutlayacak mısın bir konserle? Kamusal alanlar elden giderken neyi yönetiyorsun?" soruları yöneltildi.
Tramvay İptali, Müzenin Yıkılması, Falezlerin Statü Değişimi
Alanda son yıllarda yaşanan tramvay seferlerinin iptali, müze çevresindeki düzenlemeler ve falezlerin statü değişimleri gibi süreçlerin tesadüf olmadığını öne süren grup, parselin yasal koruma statüsünü hatırlattı:
"Yurdu karış karış satmak? Geleceği? Köprüyü? Edilemez değil. Fakat edilmez sanmıştık. İki yıl önce bugün, sadece müzede kafeteryanın düzenini, bir masanın sandalyenin biçimini tartışırken… Nereden nerelere! Yalıyarların statüsünün değiştirilmesi; Meteoroloji binasının yıkılması; müzenin yangından mal kaçırır gibi bir gecede ortadan kaldırılması; tramvayın durduk yere iptali; 30 yıllık tramvaylar, bir aracın tavan kliması yandı diye iptal. Burnuma planlı kötü kokular geliyor. Ve Kuğulu Park’ın satışa çıkarılması…? Ülkeyi satan; sen orada, tam kaç kişisin? Parklar nefes mi, kamusal hak mı, kentin denize açılan kapısı yahut parsel numarası mı? KGM’nin taşınmaz satabilmesine ilişkin yasal yetkileri bulunabilir. Bulmuşsun. Fakat kamu kullanımındaki bir parkı toplumdan koparmak, idarenin yetki alanında mı? Kamu malını satmak kolay. Mesele halkın hakkını koruyacak iradeyi göstermek. Önce bakımsız bırakıp, 'bak değersizleşiyor' diye satamazsın. Değersizleştirmek, onu satmanın bahanesi ha? 584 ada 1 parselin içinde bulunduğu alan 2024’te 'Nitelikli Doğal Koruma Alanı' statüsüne alınmış, denizle ve falezlerle doğrudan ilişkili bir alan. Parselin onaylı kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan bölümleri varsa, Anayasa’nın 43. maddesi ve Kıyı Kanunu karşısında bunların özel mülkiyete ve satışa konu edilmesi zaten mümkün değil. Soru açık: Bu alan hangi işlemle KGM tasarrufuna geçti? Hangi kamu yararı gerekçesiyle şimdi satılıyor? Ve Antalya Belediyesi bu sürecin neresinde?"
Satış işleminde sorumluluğu bulunan kurumlara ve sürece sessiz kalan yetkililere dönük sert tepkisini sürdüren grup, "Böyle bir işe niyetlenilecek ve bu aşamaya gelinecekti ha? Bu işi bu aşamaya getiren, koruması gerektiği yurdu kendi onuru, kendi ruhuymuşçasına parsel parsel satışa hazırlayan bakan, vekil, müdür, imar plancı, onaycı, teknik raporcu, kadastrocu, tapucu, ihaleci, buna sessiz kalan belediyeci, imzacı, hukukçu, denetimci, bilirkişi ve savcılara: Niyetinizden öpsünler hepinizi. İktidardır, yönetir. Fakat muktedir olmadığı, yirmi yıldan fazladır, anlaşıldı. Yönetmek karar almak, emir vermek, imza atmak, ihale açmak mı? Ne çok kamusal alan, o kadar demokratik toplum. Büyütmeye, güzelleştirmeye, korumaya; birlikte üretmeye, birlikte ağlamaya gülmeye, birlikte yaşamaya düşman… Bir kente ne katabilir?" ifadeleriyle kamusal alan savunmasını dile getirdi.

"Sen Parsele, Biz Hayata! Selahattin Tonguç’un Antalya’sı Hâlâ Burada"
Açıklamanın son bölümünde falezlerin ve kıyı bandının kentin vazgeçilmez kimliği olduğuna dikkat çekilerek, "Burası yalıyarların üzerindeki kent! Falezleri, yalıyarları söküp götür öyleyse! Parkları parsellerine ayır, kıyıları ihale dosyasına koy, müzeleri yık, boşalt meydanları, ıssız kalsın. İnsanların bir araya geldiği ne varsa ortadan kaldır. “Kamu hizmeti”, “yatırım”, “düzenleme”, “güncelleme”, “güzelleme”. Senin planındakine Antalya demiyoruz, şimdilik. Antalya bize emanet. Emaneti koruduk, koruyacağız. Sen tapuya, biz kentin hafızasına. Sen parsele, biz hayata! Antalya satılık değil. Selahattin Tonguç’un Antalya’sı hâlâ burada. Biz de buradayız" ifadelerine yer verildi.
Tartışmalara neden olan milyonluk satışın ihalesi 26 Ekim 2026 tarihinde, saat 10.30'da Karayolları Genel Müdürlüğü D Blok 1. Kat 115 Nolu Oda'da toplanacak komisyonda yapılacak.