40 yıllık gazeteciliğimde önceliğim hep “yerel” oldu. Yakın çevremdeki olup biteni, yakın çevreme aktarmak. Kahve gibi evrensel bir tüketim ürünü, kadim bir kültürü olan ve artık “keyf” ten ziyade “statü” hatta “ihracat kalemi” olan kahvenin bizdeki durumu nedir?

Araştırma yaparken şunu öğrendik ki, ülkemize gelen “ithal” kahvenin büyük bölümü işlenip özellikle Avrupa’ya “ihraç” ürünü haline geliyormuş.
Yıllar önce bizim kahvecilerden sosyal medyada “yerli ve milli kahveci” diye bahseden arkadaşımın amacı o günlerde iktidarın ortaya attığı, “Türk Malı” menşeine karşı başlatılan “Yerli ve Milli” söylemine destek vermekti. Kendisine “Türkiye’de kahve üretiliyor mu birader” diye sorduğumda “Abi bizim insanlarımız dünyanın bir çok noktasında kahve bahçesi satın aldı. Orada üretip getiriyorlar. Bence yerli ve millidir” demişti. Bugünlerde sola kayan arkadaş aynı düşünceyi taşıyor mu bilemem ama ben yurdumda kahve üterildiğini öğrendim. Bu üreticilerden Gazipaşa ve Alanya’da olanlar da varmış. Nasıl ulaşacağımı araştırırken daha güzel bir sürprizle karşılaştım. BATEM, sizin halâ “Narenciye” dediğiniz yerde kahve fidanı üretip dağıttığı bilgisi yoğun bir Türk Kahvesi kadar keyf verdi.

Kurumun sevgili müdürü Abdullah Ünlü ile “Tarhun” dan sonra “kahve” için de yolumuz kesişti. Düştük kahvenin Antalya serüveninin peşine… Adı kurumla özdeşleşmiş, neredeyse memuriyetinin tamamını bu kurumda en alt kadrodan müdürlüğe kadar taşımış bir isim olan Abdullah Ünlü hemen bir ön bilgi notu gönderdi. İşte bilgi, koskoca araştırma yazısını tepe takla etti. Kahveye tereyağı kullanan yerel kültürden ısrarla kahvesini yetiştirmeye çalışan Antalya’ya evrildi yazı. Metni, orjinaline sadık kalarak buraya bırakıyorum.
Türkiye’de Kahve konusunda ilk çalışmalar, Enstitümüzün 1934 yılında “Sıcak İklim Nebatları Araştırma İstasyonu” adıyla kurulduğu yıllarda başlamış, 1950-60 yılları arasında da ikinci defa bazı girişimlerde bulunulmuştur. 1981 yılında Tarım Bakanlığı Türkiye’deki Kahve Yetiştiriciliği ile ilgili Enstitü elemanlarının görüşlerini içeren bir rapor hazırlatmıştır.
Bu raporda gezilen bölgelerde, Akdeniz Sahil şeridinde bazı mikroklima alanlarda (Gazipaşa – Zeytinada-Kaledran) tedbir almadan açık alanda, muz ve turunçgillerin arasında yetiştirilebileceği, kısmen don tehlikesinin olduğu yerlerde (Alanya, Finike, Kaş, Gazipaşa’nın bazı yerleri, Anamur’un bazı yerlerinde) tedbir almak suretiyle senenin bazı aylarında plastik ya da örtü materyali ile korunabileceği, tamamen don tehlikesinin olduğu yerlerde ise sıcaklık ve nem kontrolü sağlanarak yetiştiriciliğinin yapılabileceği belirtilmiştir.
Bu görüşler doğrultusunda ‘Akdeniz Bölgesi’nde Örtü Altı ve Açıkta Kahve Yetiştirme Olanakları Projesi” BATEM tarafından hazırlanmış ve Bakanlığımızın grup toplantısında sunulmuştur.

Bu proje kapsamında 22 Ocak 2020 tarihinde, Antalya Valiliği himayesinde Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ve Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Antalya Şubesi Arasında düzenlenen “Akdeniz Bölgesi’nde Örtü Altı ve Açıkta Kahve Yetiştirme Olanakları Projesi” İş Birliği protokolü imzalanmıştır.
Çalışma 2021– 2025 yılları arasında mikroklima alanlarından Gazipaşa’da açık alanda muz ile birlikte ve BATEM Kayaburnu Meyvecilik Bölümü’nde ise örtüaltında olmak üzere iki farklı deneme alanında kurulmuştur.
Çalışmada materyal olarak Catimor kahve çeşidi (Arabica türü) kullanılmaktadır. Kahve çeşidine ait fidanların adaptasyon denemesi 2025-2030 yılları arasında devam edecektir.
BATEM Müdürü Abdullah Ünlü ve Kahve Projesinin akışını takip eden Dilek Güven ile vurduk yola. Önce Kayaburnu’ndaki serada yetişen kahve fidanlarını gördük, hatta meyveye duran dalları da gördük. Ardından Gazipaşa’ya kadar gidip bu kez bahçede yetişen kahve ağaçlarını inceledik. Yolda son olarak şu bilgileri aldım. Manşet yolda çıktı, “Kahve Yemen değil, BATEM’den gelecek.”
Gazipaşa ve Alanya Arabica çeşidi için açık alanda üretime uygun, Manavgat ve Serik ise yakında serada deneme üretimi başlayacak. Benim öngörüm, zeytin ve üzümde olduğu gibi zaman içinde bu coğrafyanın kendine özgü aroması olan bir kahve çeşidi olacak. Avakado coğrafi işaret alacak desek gülerdiniz demi?
Hatta şimdiden bir isimde bulmak gerek. “Cafetalya” veya “Antcafe” gibi, yerele vurgu yapan.Bu arada yatırım beklentisi olanlara hatırlatalım. Ağaçlar 3 yılda meyveye duruyor. 5 yılda belli rekolteye ulaşıyor, 10 yılda tam rekolteyi yakalıyor. Bir dönüm alana ortalama 180 fiden dikilirken, bir ağaçtan ortalama 5 kilo ürün yaş ürün alınıyor, kuruyunca bu ağırlık 1 kiloya düşüyor. En güzel yanı, özel alan değil, muz ve avakado ağaçlarının gölgesine ihtiyacı var, özel alan gerekmiyor. Serik ve Manavgat’ta serada muz yetiştiren üreticilere duyurmuş olalım.