Antalya, gece saatlerinde Konyaaltı ilçesinde meydana gelen 4.3, öğle saatlerinde ise Serik ilçesindeki 4.9 büyüklüğündeki iki depremle sarsıldı. Kamuoyunda yıllardır yerleşmiş olan “Antalya’da deprem olmaz” algısının yersizliğini gösteren bu depremler, bölgedeki riskin göz ardı edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı. İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, depremler sonrası yaptığı açıklamada, Türkiye’de uzun yıllardır faylar üzerinden yürütülen tartışmaların, toplumun asıl odaklanması gereken noktayı gölgelemesine neden olduğunu vurguladı.

İMO Başkanı Akdoğan “Gelişmiş ülkelerde 7’ye kadar olan depremler dahi büyük kriz yaratmazken biz 6’nın altındaki depremlerde bile yıkım yaşıyoruz” dedi.
"MEVCUT YAPI STOĞUMUZU DEĞERLENDİRMEK VE GÜÇLENDİRMEK"
Türkiye'de 6'nın altındaki depremlerde dahi ağır yıkımlar ve can kayıpları yaşandığını hatırlatan ve bunun en temel sebebinin yapıların dayananıksızlığı olduğunu ifade eden Akdoğan, “Yaklaşık 25–26 yıldır bu ülkede herkes fay konuşuyor. Sıradan vatandaşlarımız bile yer bilimci gibi davranıyor. Oysa bizi güvenli kılacak olan fay tartışmaları değil, mevcut yapı stoğumuzu değerlendirmek ve güçlendirmektir" diye konuştu.

“ANTALYA’NIN YAPI STOKU RİSK ALTINDA”
Antalya genelinde yaklaşık 478 bin yapı bulunduğunu belirten Akdoğan, bu yapıların yarısından fazlasının 2000 yılından önce, yani bugünkü deprem yönetmeliklerinin çok gerisinde kalan standartlarla inşa edildiğine dikkat çekti. Akdoğan, “1975 Deprem Yönetmeliği’ne göre yapılmış, C14–C16 kalitesindeki betonlarla inşa edilmiş, çoğu hiç kontrol edilmemiş, bakım görmemiş yapılar kentimizin büyük bölümünü oluşturuyor. Antalya’nın tüm ilçelerinde ciddi risk söz konusu” dedi.
“BELEDİYELERE TEKNİK DESTEK VERİYORUZ"
İMO Antalya Şubesi'nin birçok belediye ile teknik iş birliği protokelleri yürüttüğünü ve bu protokollerin şehirde güvenli yapılaşma için hayati önem taşıdığını belirten Akdoğan, “Bilim ve tekniği rehber alarak vatandaşların güvenli yapılarda yaşaması için tüm teknik kapasitemizi seferber ettik. Bu protokollere karşı çıkan çevrelerin ne kadar yanlış bir pozisyonda olduğu, yaşanan bu depremlerle bir kez daha görülmüştür" diye konuştu.
“ÖNCELİĞİMİZ DEPREMİN ZAMANI DEĞİL, YAPILARIN GÜÇLENDİRİLMESİ"
Kamuoyunun deprem tahminlerine odaklanmak yerine, asıl çözüm olan yapıların güçlendirilmesine yönelmesi gerektiğini vurgulayan Akdoğan, “Bugün önemli olan depremin ne zaman ve nerede olacağı değil; yapı stoğunun depreme karşı dirençli olup olmadığıdır. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürdüğü yapı envanteri çalışmasının sonuçları hızla değerlendirilip aciliyet sırasına göre bir eylem planı uygulanmalıdır" dedi.

“KAYBEDECEK BİR DAKİKAMIZ BİLE YOK”
Açıklamasının sonunda Antalya’nın acilen deprem dirençli bir kent haline getirilmesi gerektiğini ifade eden Akdoğan, şu çağrıda bulundu:
“Bilimle ve teknikle kavga etmeyi bırakıp, bütüncül bir yaklaşımla kenti depreme hazırlamalıyız. Kaybedecek bir dakikamız bile yok.”