Turizmin ve tarımın başkenti Antalya’da, yeraltı su rezervlerindeki tehlikeli düşüş bilimsel verilerle gözler önüne serildi. JMO Antalya Şubesi, kentin yeraltı su haritasını masaya yatırarak hem vatandaşları hem de yetkilileri acil önlem almaya çağırdı.
"Rezervimiz Sınırsız Değil, İçme Suyumuzun %98'i Bu Kaynaktan"
Antalya Havzası’nın mevcut su durumuna ilişkin teknik verileri paylaşan JMO Yönetim Kurulu Üyesi Reşat Kaynak, tablonun vahametini şu sözlerle aktardı:
"Yapılan resmi ölçümlere göre Antalya Havzası’nın toplam yeraltı suyu rezervi yaklaşık 2,4 milyar metreküp olarak hesaplanmıştır. Mevcut veriler bu kaynağın %50’sinin tarımsal sulamaya, %45’inin içme suyuna, kalan %5’inin ise sanayi sektörüne tahsis edildiğini gösteriyor. Ancak artan nüfus ve turizm yoğunluğu, gerçek tüketimi bu resmi rakamların çok üzerine çıkarmış durumda. Şehrimizin içme suyu ihtiyacının %98 gibi hayati bir oranını yeraltı sularından karşılıyoruz. Bu kaynağı korumak zorundayız"
Sekiz İlçede Sondaj Tamamen Yasaklandı

Su seviyelerindeki düşüşün geri dönülemez bir noktaya evrilmemesi için Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından radikal kararlar alındığını hatırlatan Kaynak, kritik bölgeleri işaret ederek
"Manavgat, Kaş, Alanya, Korkuteli, Demre, Akseki, Gündoğmuş ve İbradı ilçelerine bağlı belirli mahalleler yeni sondaj faaliyetlerine tamamen kapatıldı. Bu bölgelerde artık yeni kuyu açılması, yeraltı su dengesini geri dönülemez şekilde bozacaktır" ifadelerini kullandı.
"Arazi Sizin Olabilir Ama Su Devletindir"

Halk arasında doğru bilinen yanlışlara dikkat çeken JMO Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı ise mülkiyet kavramının yeraltı suyunu kapsamadığının altını çizdi. İzinsiz açılan her kuyunun bir "teknik felaket" olduğunu vurgulayarak Başkan Karancı,
"Mevzuata göre yeraltı suları devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; yani tüm halkın ortak mirasıdır. İzinsiz açılan kuyular sadece yasal bir suç değil, teknik bir felakettir. Özellikle bilinçsizce açılan çok derin kuyular, akiferleri koruyan doğal sızdırmazlık bariyerlerini delerek suyun daha derin ve ulaşılamaz katmanlara kaçmasına neden oluyor. Bu durum hem su seviyesini hızla düşürüyor hem de enerji maliyetlerini artırıyor" dedi.
Kaçak Kuyunun Bedeli 143 Bin TL’yi Buluyor
Kaçak sondaj yapanları 2026 yılı itibarıyla çok ağır yaptırımların beklediğini hatırlatan Başkan Karancı, cezai işlemler konusunda şu uyarıda bulundu:
"2026 yılı itibarıyla ruhsatsız kuyu açan veya izinsiz su kullanan vatandaşları 28 bin 683 TL ile 143 bin 415 TL arasında ağır idari para cezaları bekliyor. Ruhsatı olup mevzuata aykırı hareket edenler için de ceza üst sınırı 57 bin TL’yi buluyor. Üstelik ceza ödense dahi o kuyunun mühürlenmesi yasal bir zorunluluktur"
Tek Çözüm: Nitelikli Mühendislik Hizmeti
Gelecekte yaşanabilecek bir susuzluk krizini engellemenin tek yolunun bilim ve mühendislik olduğunu ifade eden Başkan Mustafa Karancı ve Yönetim Kurulu Üyesi Reşat Kaynak, tüm kuyu sahiplerine şu çağrıyla seslendi:
"Sondaja açık alanlarda dahi mutlaka bir jeoloji mühendisinin teknik danışmanlığına başvurulmalıdır. Kuyu yeri seçimi ve projelendirme çalışmaları ancak uzman bir mühendisin imzasıyla DSİ onayından geçebilir. Antalya’daki binlerce kaçak kuyu sahibi vakit kaybetmeden bir jeoloji mühendisine danışarak belgelerini almalı ve geleceğimizin suyuna sahip çıkmalıdır"