Türkiye'nin turizm başkenti Antalya, dünyanın en fazla mavi bayraklı plajlarına sahip kentlerinden biri olarak her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. Ziyaretçiler kenti genellikle temiz denizi, doğal güzellikleri ve eşsiz kıyıları için tercih ediyor. Ancak Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Yönetim Kurulu tarafından yapılan son açıklama, bu muazzam güzelliğin ardında yatan görünmez bir tehlikeye dikkat çekiyor. Kurul, denizlerin yalnızca berrak görünmesinin veya mikrobiyolojik analizlerinin uygun çıkmasının tek başına yeterli olmadığını belirterek, suların gerçekten sağlıklı olup olmadığının acilen sorgulanması gerektiğini vurguluyor.

İNSANLIK KENDİ ÜRETTİĞİ SENTETİK MADDEYİ VÜCUDUNDA TAŞIYOR
Bugün Antalya denizlerinin karşı karşıya kaldığı en büyük tehditlerin başında, gözle dahi görülemeyen mikroplastik ve nanoplastik kirliliği geliyor. Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Yönetim Kurulu yetkilileri, bu sinsi tehlikenin ulaştığı boyutu, "Bugün Denize Attığımız Plastik, Yarın İnsan Kanında Karşımıza Çıkıyor." uyarısıyla özetliyor. Bilimsel araştırmalar artık yalnızca denizlerde değil; insan kanında, akciğerde, karaciğerde, böbrekte, beyinde, plasentada, anne sütünde ve hatta damar plaklarında mikroplastik parçacıklarının bulunduğunu kanıtlıyor. Bu tablo, insanlık tarihinde ilk kez insanların kendi ürettiği sentetik bir maddeyi kendi vücudunda taşıdığı gerçeğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
DENİZ CANLILARINDAN DOĞRUDAN SOFRALARIMIZA UZANAN YOLCULUK
Kirliliğin kaynağı ise doğaya bilinçsizce bırakılan atıklardan başkası değil. Denizlere ulaşan her bir plastik parçası; güneş ışığı, dalgalar ve fiziksel aşınma gibi doğal süreçlerle parçalanarak milyonlarca mikroplastik boyutuna dönüşüyor. Sulara karışan bu tehlikeli parçacıklar, balıklar tarafından besin sanılarak tüketiliyor. Aynı şekilde kabuklular ve deniz kuşları da bu zehirli döngünün bir parçası haline geliyor. Besin zincirine en alt basamaktan giren mikroplastikler, deniz ürünlerinin tüketilmesiyle birlikte doğrudan sofralarımıza ve vücudumuza kadar ulaşıyor.

SADECE PLASTİK DEĞİL AYNI ZAMANDA KİMYASAL BİR SAATLİ BOMBA
Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Yönetim Kurulu'nun çağrısındaki bir diğer kritik nokta ise plastiklerin yalnızca fiziksel bir atık olmaması. Yapılarında hali hazırda bulunan veya çevreden adsorbe ettikleri zararlı kimyasallar, insan sağlığını çok daha karmaşık bir şekilde tehdit ediyor. Güncel bilimsel çalışmalar, bu kimyasal yükün özellikle çocuklar, gebeler ve gelişim çağındaki bireyler üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu gösteriyor. Antalya'nın denizlerini, ortak mirasını ve halk sağlığını korumak adına acil ve güçlü önleyici politikaların hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluk olarak kent gündeminde çözüm bekliyor.