Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde yürütülen ve TÜBİTAK 2209-A programı kapsamında desteklenen "8 Mart Dünya Kadınlar Günü Reklamlarına Yönelik Çevrimiçi Görüşlerin Duygu Analizi ve Tematik Analiz Yoluyla İncelenmesi" başlıklı projede, reklam kampanyalarının dijital dünyadaki yankıları kapsamlı bir şekilde incelendi. İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü dördüncü sınıf öğrencilerinden Sude Naz Yeşilsoy, Alper Öner, Gülsüm İrem İncekara, Başak Doğan ve Ayşe Nas Özen'in yer aldığı projede, 72 farklı markaya ait 97 reklam kampanyası mercek altına alındı.

14 BİN YORUM MERCEK ALTINA ALINDI
Proje yürütücüsü Doç. Dr. Hediye Aydoğan, TÜBİTAK programının öğrencilere teorik bilginin ötesinde sahadan veri toplayarak bilimsel araştırma yürütme deneyimi kazandırdığını belirtti. Araştırma sürecinde özellikle Instagram platformuna odaklanıldığını kaydeden Aydoğan, yaklaşık 20 bin yorumun indirildiğini, bot ve geçersiz içerikler ayıklandıktan sonra 14 binin üzerinde yorumun detaylı şekilde analiz edildiğini ifade etti. Bu veriler üzerinden hem duygu analizi hem de tematik analiz gerçekleştirilerek markaların sanal medyadaki yansımaları belirlendi.

KULLANICILAR TUTARSIZLIĞI FARK EDİYOR
Sanal medyada yüksek etkileşim almanın her zaman olumlu bir algı yaratmadığını vurgulayan Doç. Dr. Aydoğan, hashtag ve çekiliş gibi yöntemlerle yorum sayısının artırılabileceğini ancak bunun kampanyanın ruhunu yansıtmadığını dile getirdi. Araştırma sonuçlarına göre kullanıcılar, markaların gerçek hayattaki uygulamaları ile reklam mesajları arasında tutarsızlık gördüğünde bunu açıkça eleştiriyor. Özellikle işe alım süreçlerinde veya kurum içi işleyişte kadınlara yönelik eşitlikçi bir yaklaşım sergilemediği düşünülen markaların 8 Mart reklamları, kullanıcılar tarafından samimiyetsiz bulunuyor.

GERÇEKÇİLİK VE HİKAYE ANLATICILIĞI ÖNE ÇIKIYOR
Bazı kullanıcıların reklamları doğrudan "itibar çalışması" veya "gösteriş" olarak değerlendirdiğini belirten Doç. Dr. Aydoğan, markaların sadece özel günlerde mesaj vererek güven inşa edemeyeceğini ortaya koydu. Gerçek hayatla bağlantı kuran, deneyimlere dayanan ve hikaye anlatıcılığı içeren kampanyaların çok daha olumlu geri dönüşler aldığı gözlemlendi. Kadınları sadece vitrine koyan değil, gerçek yaşam deneyimleriyle ele alan reklamların daha samimi bulunduğu ve bir markanın 8 Mart'ta verdiği mesajı tüm faaliyetlerinde desteklemesi gerektiği sonucuna varıldı.

GELECEĞİN REKLAMCILARINA 'GERÇEKÇİLİK' DERSİ
Çalışmanın kendileri için yol gösterici olduğunu belirten proje öğrencisi Sude Naz Yeşilsoy, toplumsal cinsiyet ve hak temelli yaklaşımların reklamlarda nasıl algılandığını görmek istediklerini söyledi. Yeşilsoy, bazı markaların kadın haklarını savunduğunu iddia etmesine rağmen çalışma süreçlerinde bunu desteklemediğini, kadınları birer pazarlama unsuru olarak kullanmalarının kullanıcılar nezdinde karşılık bulmadığını ifade etti. Projede yer alan bir diğer öğrenci Alper Öner ise araştırmanın kendisine farklı bakış açıları kazandırdığını belirterek, bazı kampanyaların empatiyi farklı noktalardan kurmasının toplumsal konulara daha geniş bir perspektiften bakmasını sağladığını dile getirdi.