Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14°
Akdeniz Gerçek | Kent Masalları | Kent Masalları: Pazarköprüsü Çayı

Kent Masalları: Pazarköprüsü Çayı

Irmak kenarı, suyun içi filan portatif masa, sandalye dolu. Ne güzel değil mi? Sosyal medyadan bakınca öyle görünür eminim. Ama bildiğin şehir çöplüğü. Kadın pedinden çocuk bezine, Ilgın ağacının dalında sallanan erkek donuna kadar ne ararsan burda.

Irmak kenarı, suyun içi filan portatif masa, sandalye dolu. Ne güzel değil mi? Sosyal medyadan bakınca öyle görünür eminim. Ama bildiğin şehir çöplüğü. Kadın pedinden çocuk bezine, Ilgın ağacının dalında sallanan erkek donuna kadar ne ararsan burda.

Kent Masalları: Pazarköprüsü Çayı

Nizamettin Özmen / Kent Masalları

Sosyal medyada her gördüğünü tüketmeye meraklı bir güruh var. Sırf “tıklanma” uğruna verilen yalan yanlış bilgileri ısrarla takip eden, “sosyal medya yalan Dünya” derken bu yalanın parçası olmak için can atan, hızla tüketen bir güruh. Hızla tüketirken hızla kirletiyorlar, her halükarda “tüketiyorlar” yani.

Geçtiğimiz hafta Arif Cihangir ile serin bir su kenarına gidelim, en azından ayaklarımızı suya sokup sohbet edelim diye yer aradık. Söbüce’nin arkasındaki Akmuğar’ı, Fethiye’nin Beşkazası’ndaki Girdev’i, Gündoğmuş’un zirvesindeki Eğrigöl’ü tavaf etmiş biri olarak karar veremedim. Arkadaşlara Gödene’yi önerdim. Siz orayı Altınyaka diye biliyor olabilirsiniz. 

pazarköprüsü masal (4)

Arif’e daha önce Aspendos’un kuzeyinde, Sarıabalı köyü civarında ırmak kenarında güzel yerler olduğunu söylemiştim, birkaç kez gitmiş, memnun kalmıştı. Direksiyon Gödene yolundan bir anda Serik yönüne döndü. Eee Pazarköprüsü Çayı malum Manavgat ile Serik arasındaki sınırı oluşturur. Çocukluğumun izleri vardır oralarda. Komşularla traktör römorkunda gidilen, iç lastikle yüzülen, bolca karpuz yenip doyasıya eğlenilen günler.

Yer bulmakta epey zorlandık. Karar verdiğimiz noktada, ırmağın yola düz ayak olmadığını, inişin biraz zorlu olduğunu gördük. Ama razıydık. Memnunduk. Konuşlanacağımız yere indiğimizde gördüğümüz tabloda kendimizden değil, yaşadığımız çağın insanlığından utandık.

pazarköprüsü masal (5)

Irmak kenarı, suyun içi filan portatif masa, sandalye dolu. Ne güzel değil mi? Sosyal medyadan bakınca öyle görünür eminim. Ama bildiğin şehir çöplüğü. Kadın pedinden çocuk bezine, Ilgın ağacının dalında sallanan erkek donuna kadar ne ararsan burda. Plastik şişe, plastik tabak, poşet, kemik atıkları masum kalıyor maşallah.

Burası ırmağın Serik tarafı. Tam karşıda Manavgat sınırında da bir hareket var. İnsanlar turlarla getirilip ATV turu yaptırılıp, ırmakta yüzdürülüp geri götürülüyor. Orada da yerli halk var ama bu taraf kadar pis değil. Ne de olsa Manavgat diyorum, Serikliler gücense de.

pazarköprüsü masal (6)

Hemen herkes bir önceki piknikçiye verip veriştiriyor, ama giderken kendi pisliğini oracıkta bırakıyordu. Dedik ya, insan, bu çağın insanı olmaktan utanıyor.

Bu arada birisi diğerine, “Arayacağım Enver Aputkan’ı temizletsin” diyor, diğer abimiz yanıt veriyor, “İnsanlar böyle davranırken belediye ne yapsın?”

İşte kırılma noktası bu. “Belediye ne yapsın?” Irmak kenarları kimin kontrolünde bilemem. Ama madem insanlar burayı kullanıyor, madem kirletiyor, örneğin pazartesi gün buradan bir ekip kıyıyı temizleyerek yukardan aşağı inse, en azından oraya giden insanlar bedel ödeyip çöp içinde piknik yapmaz diye düşünüyorum.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız