Sivil toplum kuruluşları, toplumun çeşitli sorunlarına bağımsız bir şekilde müdahale eden, kamuya açık bir şekilde bilgilendirme ve aydınlatma görevi üstlenen birlikler olarak tanımlanır. Ancak, tarikatlar ve cemaatler genellikle belli bir lider veya otoriteye bağlı, kendi iç yapılarına özgü hiyerarşik düzenlemeleri olan yapılar olarak bilinir.
Eleştirenler, tarikat ve cemaatlerin özünde bağımsız bir sivil toplum yapısı olmadığını, genellikle belirli bir liderin etrafında toplandığını ve kendi içinde sıkı bir hiyerarşiye sahip olduğunu savunmaktadır. Bu tür yapıların genellikle kendi üyelerini kontrol etme ve dış dünyaya kapalı bir şekilde faaliyet gösterme eğiliminde olduğu ifade edilmektedir.
Eleştiriler aynı zamanda, tarikat ve cemaatlerin bazı durumlarda toplum içinde ayrışmaya ve baskıya neden olabilecek potansiyel tehlikeler içerdiğini öne sürmektedir. Bu bağlamda, özellikle çocuk ve gençlerin istismarının söz konusu olduğu durumların dikkate alınması ve bu tür yapıların sivil toplum kuruluşları olarak değil, daha farklı bir kategoride değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Eleştiri metni, aynı zamanda Milli Eğitim Bakanı'nın çocuk istismarı konusundaki tutumunu eleştirmekte ve tarikat ve cemaatlerin suç örgütlerine dönüşebilecek potansiyel tehlikelerini göz ardı etmesini eleştirmektedir. Metinde, bu yapıların sivil toplum kuruluşları olarak değil, daha eleştirel bir bakış açısıyla ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır.


