Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
17°
Akdeniz Gerçek | Ekonomi | AKIN AKINCI OVP'Yİ DEĞERLENDİRDİ! GELİR DÜŞÜK MALİYET YÜKSEK

AKIN AKINCI OVP'Yİ DEĞERLENDİRDİ! GELİR DÜŞÜK MALİYET YÜKSEK

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı Orta Vadeli Program’ı (OVP) değerlendirdi. Başkan Akıncı,Düşük gelir-yüksek maliyet’ ekonomisi niteliği kazandı” dedi.

ANSİAD Başkanı Akın Akıncı Orta Vadeli Program’ı (OVP) değerlendirdi. Başkan Akıncı,Düşük gelir-yüksek maliyet’ ekonomisi niteliği kazandı” dedi.

AKIN AKINCI OVP'Yİ DEĞERLENDİRDİ! GELİR DÜŞÜK MALİYET YÜKSEK

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, 2024 – 2026 yıllarını kapsayan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan Orta Vadeli Program (OVP)’yi değerlendirdi. OVP’de ‘yapısal reform’ atıflarına rağmen ekonomideki yapısal sorunların yeterince ele alınmaması ve bu konudaki analizlerin yetersizliğinin önemli bir eksiklik olduğunun altını çizen Akıncı, kamu kesiminde ve özel sektörde ‘yapısal reform’ bilincinin gelişmesi açısından yapısal reformlara daha fazla önem verilmesi gerektiğini söyledi.

“OYP NİSPETEN GERÇEKÇİ VE AKILCI BİR ÇERÇEVEDEN AÇIKLANMIŞTIR”

Ekonomide enflasyonun yeniden ivme kazandığı, ikiz açıkların veya bütçe açığı ile cari açığın arttığı, tasarrufların yeniden dövize geçmeye başladığı bir dönemde 2024-2026 dönemine yönelik planlanan Orta Vadeli Program (OVP)’yi nispeten gerçekçi-akılcı bir çerçevede açıklanmış olmasını ANSİAD olarak memnuniyetle karşıladıklarını belirten ANSİAD Başkanı Akın Akıncı, “Kuşkusuz, OVP ve açıklanmasını beklediğimiz 12. Kalkınma Planı, özel sektöre de güvenilir bir rota sunması gereken önemli belgelerdir, bu nedenle sivil toplumun görevi bu belgelerin hazırlanmasına ve uygulanmasına objektif olarak katkı sağlamaktır. Bu çerçevede OVP’nin artıları ve eksileri hakkındaki görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.  Akıncı, “OVP makro hedefleri kapsamına ilk kez ‘afet yönetimi’, ‘dijital dönüşüm’, ‘iş ve yatırım ortamı’ başlıkları ve ‘öncelikli reform alanlarına yönelik düzenlemeler’ bölümünün eklenmesi, ‘yeşil dönüşüm’ başlığı kapsamının genişletilmesi, tarım ve turizm sektörlerinin ağırlıklı yer alması isabetli olmuştur. OVP’de 2023 yılı enflasyon oranının % 65, bütçe açığının 1,6 trilyon TL, cari açığın 42,5 milyar dolar olarak öngörülmesi nispeten gerçekçi tahminleri yansıtmaktadır. 2024 yılı için büyüme hedefinin yüzde 4’e düşürülmesi, bütçe açığının 2,6 trilyon TL’ye ulaşacağı ve döviz kurunda yüzde 54 oranında artış öngörüleri de ekonomi politikasının daha gerçekçi bir zemin kazanacağı izlenimi doğurmaktadır” dedi.

“YAPISAL REFORMLARA DAHA FAZLA ÖNEM VERİLMELİDİR”

Olumlu yönlerine rağmen OVP’de eksiklikler olduğuna dikkat çeken Akıncı, Temmuz ayında kanunlaşan 1,1 trilyon TL büyüklüğündeki ek bütçeye ve Kahramanmaraş merkezli deprem felaketine ilişkin harcamaların 762 milyar TL olarak açıklanmasına rağmen 2023 yılı kamu bütçesinde 1,6 trilyon TL açık öngörülmesi sürpriz bir gelişmedir ve mali disiplin sorununa işaret etmektedir. Bu nedenle OVP’de de ifade edilen mali disiplin konusunda kararlı olunmalı, kamu yönetiminde mali disiplin, şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirlik yönünde ilerleme sağlanmalıdır. OVP’de enflasyonla mücadeleye verilen öneme rağmen fiyat istikrarı hedefinin büyüme ve istihdamdan sonra gelmesi enflasyon hedefleri hususunda kuşku doğurmuş, birçok uzman bu noktaya dikkat çekmiştir. Oysa “enflasyonla büyüme” veya “enflasyona rağmen büyüme” tercihinin yanılsama olduğu, enflasyonun ekonominin potansiyelini zayıflattığı yeterince tecrübe edilmiştir. Türkiye ekonomisinin yüksek enflasyon sürecinin bir parçası olarak “düşük gelir-yüksek maliyet” ekonomisi niteliği kazandığına bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz. Bir kez daha vurgulamakta yarar görüyoruz ki kamu yönetimi ve yerel yönetim sistemimiz, arsa-arazi yönetim sistemimiz, eğitim sistemimiz, hukuk sistemimiz, vergi sistemimiz, kentlerimiz, ulaştırma ve lojistik sistemimiz verimsizdir. Bu verimsizliğin sonucu maliyetlerin ücret-gelir düzeyine göre yüksek olmasıdır. Yüksek dolaylı vergilerin yükü, kayıtdışı ekonomi, gerçekçi olmayan kredi faizleri ve kredi politikaları verimsizliği artırmaktadır. Verimlilik yönünde yapısal reformlar gündeme gelmediği takdirde, enflasyon tek haneye düşse bile Türkiye kur-enflasyon artışı sarmalında ve yüksek maliyetler-geçim sorunu ve düşük rekabet gücü açmazında kalacaktır” dedi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız