Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
18°
Akdeniz Gerçek | Antalya | Yiğit’in Küçücük Bedeni Büyük Acılara Direndi

Yiğit’in Küçücük Bedeni Büyük Acılara Direndi

Denizli'de 2,5 yaşındayken lösemi tanısı konan Yiğit'in tedavisi Antalya'da devam ediyor. Minik Yiğit’in tedavi sürecinde yaşadıkları göz yaşarttı.

Denizli'de 2,5 yaşındayken lösemi tanısı konan Yiğit'in tedavisi Antalya'da devam ediyor. Minik Yiğit’in tedavi sürecinde yaşadıkları göz yaşarttı.

KAYNAK: DHA
Yiğit’in Küçücük Bedeni Büyük Acılara Direndi

Küçük oğullarının tedavisi için Denizli'den Antalya'ya taşınan Akıncı ailesi, minik Yiğit'in tedavisi sırasında çok acı çektiğini, en büyük haylinin ise okula gitmek olduğunu söyledi.

Denizli'de oturan Gülsüm ve Ahmet Akıncı çifti, oğulları Yiğit'i 2,5 yaşındayken halsizlik ve uyku hali nedeniyle özel bir hastaneye götürdü. Tetkiklerin ardından Yiğit'e lösemi tanısı konuldu. Akıncı ailesi, Yiğit'in tedavisinin daha profesyonel ilerleyebilmesi için Antalya'ya taşındı.

sen-aglama-anne-dedi-yigitin-kucucuk-bedeni-buyuk-acilara-direndi-2.webp

Erken tanı sayesinde tedavisine hemen başlanan Yiğit Akıncı hastaneye yatırıldı ve kemoterapi sürecine geçildi. Yaklaşık 10 aydır ilaç tedavisi süren minik Yiğit okula başlamak ve arkadaşlarıyla oyun oynamak istiyor.

"Psikolojik Olarak Çok Etkilendi"

Anne Gülsüm Akıncı, erken tanı sayesinde tedaviye başlandığını belirtti ve süreci anlattı:

"Hastalığının belirtileri ortaya ilk çıktığında kendimizi suçladık. 'Biz mi bir şey yaptık bu çocuğa?' diye düşündük. D vitamini eksikliğiyle ortaya çıkıyormuş. Tanı erken konuldu. Sürekli halsizlik ve uyku hali devam ettiği için kan tahlili verdik ve hastalık direkt tahlilde çıktı. Süreç, Yiğit için çok zor oldu. Hastalanmadan önce kreşe gidiyordu ve seviyordu. Sonra kreşten aldık ve hastaneye kapatmışız gibi oldu. Psikolojik olarak çok etkilendi. Çektiği acılar küçücük bir çocuk için dayanılmazdı."

sen-aglama-anne-dedi-yigitin-kucucuk-bedeni-buyuk-acilara-direndi-4.webp

"O Açken Ağlıyordu, Biz Yemek Zorundaydık"

Tedavi sürecinde çok zor zaman geçirdiklerini ifade eden anne Akıncı, “İlk başlarda sürekli belden tedavi ve kemoterapi veriliyordu. Anesteziden önce 4 saat aç kalması gerekiyordu. O açken ağlıyordu, biz ise yemek zorundaydık. Bu gerçekten çok zordu. Bir noktadan sonra 'Bizden başka bakacak kimse yok, bizim güçlü olmanız gerekiyor' diye düşünüp dirençleniyorduk. Hastalık 5 yıl tekrarlamazsa iyileşmiş kabul ediliyor ama bunun garantisi yok. Tekrar etme ihtimali yüksek bir hastalık. Yenilmemesi gereken çok gıda var, özellikle paketli gıdalar. Yiğit bu konuda çok yardımcı oldu. Hatta kendisi hatırlatıyor. İçtiği suyu bile defalarca soruyor 'Bu hazır su mu' diye. Damar yolu açılırken ben ağlıyorum, o bana 'Sen ağlama' diyor" dedi.

Yiğit'in Hayali Okula Gitmek

Yiğit'in hayallerini de aktaran Gülsüm Akıncı, “Ben en çok Yiğit'in okula başlamasını istiyorum. Çünkü okula gitmeyi ve arkadaşları olsun istiyor. Şu an parkta bir gördüğü çocuğu bir daha göremiyoruz. Yakın çevremizde kuzeni ya da akraba çocuğu yok. O yüzden arkadaş çok istiyor. Ben de okula gitsin, hastalık gölgesinden kurtulsun, normal bir çocuk gibi hissetsin istiyorum" ifadelerini kullandı.

sen-aglama-anne-dedi-yigitin-kucucuk-bedeni-buyuk-acilara-direndi-3.webp

"Çok Ağır Süreçten Geçti"

Aile olarak zor günler geçirdiklerini ancak Yiğit'in daha ağır süreçten geçtiğini belirten anne Akıncı, “Asıl acıyı Yiğit çekti. Kemoterapi çok ağır bir süreç. Damar yolları bulunamayınca defalarca denemeler yapıldı. Kateter takılmadan önce çok zorlandık. Çocuğun saçları dökülüyor, vücudunda yaralar çıkıyor. Biz de onunla birlikte acı çektik. Hastanede vefat eden, çok ağır hastalıklar geçiren çocukları gördük. İlk başta 'Neden biz' diye düşünüyorsunuz ama süreçte daha zor durumda aileler olduğunu fark ediyorsunuz. Bu gerçekten yıkıcı bir deneyim" şeklinde konuştu.

"Sağlık Her Şeyden Önemliymiş, Bunu Anladık"

Minik Yiğit'in yavaş yavaş toparlandığını belirten baba Ahmet Akıncı da “Şimdi denizi ve oyun oynamayı çok seviyor. Hastalık süresince oyunlardan mahrum kaldı, biz de telafi etmeye çalışıyoruz. LÖSEV bize çok destek oldu, maddi manevi yanımızda oldular. Sağlık her şeyden önemliymiş, bunu anladık. Yiğit karavanla seyahat etmeyi ve mangal yapmayı özledi. Hastalık tamamen bitince Yiğit'le yeniden karavan tatillerine çıkmak ve piknik yapmak istiyoruz" dedi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız