Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, aralarında Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin aralarında olduğu 9 büyükşehir belediyesinin kredi notu görünümünü yukarı yönlü revize etti. Yapılan açıklamada, belediyelerin uzun vadeli yabancı ve yerel para cinsi kredi notu görünümlerinin “durağan”dan “pozitif”e yükseltildiği, mevcut kredi notlarının ise ‘BB-’ olarak teyit edildiği bildirildi.


Fitch’in değerlendirmesine göre; Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir, Konya, Manisa, Mersin ve Muğla büyükşehir belediyeleri bu olumlu revizyondan yararlanan yerel yönetimler arasında yer aldı.
MAKROEKONOMİK GÖRÜNÜM BELEDİYELERİ DESTEKLEDİ
Fitch tarafından yapılan değerlendirmede, söz konusu kararın Türkiye’nin ülke kredi notu görünümünün kısa süre önce “pozitif”e yükseltilmesinin ardından geldiği vurgulandı. Ülke düzeyindeki bu iyileşmenin, yerel yönetimlerin finansal dayanıklılığı ve kredi profilleri üzerinde doğrudan destekleyici bir rol oynadığı ifade edildi.
Açıklamada, yerel ve bölgesel yönetimlere ilişkin kredi notu değerlendirmelerinin normal şartlarda belirli bir takvime bağlı olduğu hatırlatılırken, kredi risk profilinde belirgin değişimler yaşanması halinde planlanan tarihler beklenmeden not güncellemesi yapılabildiği kaydedildi.
SONRAKİ DEĞERLENDİRME TARİHLERİ AÇIKLANDI
Fitch’in yayımladığı takvime göre; Ankara, İzmir, Konya ve Manisa için bir sonraki planlı kredi notu gözden geçirme tarihi 5 Haziran 2026, Antalya, Bursa, İstanbul, Mersin ve Muğla için ise 12 Haziran 2026 olarak belirlendi.
BU KARAR ANTALYA İÇİN NE İFADE EDİYOR?
Belediyenin borçlanma maliyetlerinde düşüş potansiyeli, Yatırımcı güveninde artış ve finansmana erişimde kolaylık, Uzun vadede altyapı ve yatırım projeleri için daha elverişli koşullar imkan sağlıyor.
TÜRKİYE’NİN GÖRÜNÜMÜ DE POZİTİFE YÜKSELMİŞTİ
Fitch Ratings, 2026 yılının ilk planlı gözden geçirmesinde, Türkiye’nin kredi notunu “BB-” seviyesinde korurken, kredi notu görünümünü “durağan”dan “pozitif”e yükseltmişti.
Kuruluşun açıklamasında bu kararın gerekçeleri arasında; dış kırılganlıklardaki azalma, döviz rezervlerindeki beklenenden hızlı artış, rezerv kompozisyonundaki iyileşme, döviz yükümlülüklerinin gerilemesi ve sıkı makroekonomik politikaların etkisi öne çıkarılmıştı.