BU NE YAMAN ÇELİŞKİ ANNE?

  • Gürkut ACAR

    Gürkut ACAR Yazı Arşivi
    30 Kasım 2017 /   430 Okunma

    BU NE YAMAN ÇELİŞKİ ANNE?

     

    Müjdeler olsun! Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisine, ilk kez Nazlı Ilıcak koruması altında türbanla girerek, laikliği delen Merve Kavakçı Kuala Lumpur Büyükelçisi oldu!

    Buna büyük tepki koyan Bülent Ecevit’in talimatıyla yapılan araştırmada ABD vatandaşı olduğu anlaşılınca, milletvekilliği düşürülen Merve Kavakçı şimdi ülkemizi, yani Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden bir büyükelçi…

    Bilindiği üzere ABD vatandaşlığını kabul eden her yabancıya, ABD’nin çıkarlarını koruyacağına dair yemin ettiriliyor. Bu nedenle şimdi Türkiye’yi temsil eden Merve Kavakçı’nın ABD ile bir çatışma durumunda kime hizmet edeceğini merak ediyoruz doğrusu…

    Bu yılın temmuz ayında ataması yapılan Kavakçı hakkındaki tepkiler üzerine durdurulmuştu. “Merve Kavakçı adı, siyasi İslamın yükselişiyle siyasi hayatımızda gündeme geldi. Kavakçı ABD vatandaşı olduğundan RP'den seçildiğinde son Ecevit hükümeti döneminde milletvekilliği düşürüldü ama bilahare kızkardeşi Revza Kavakçı Ak Parti'den milletvekili yapıldı. Belli ki arka planda bir tarikat-cemaat bağlantısı; güçlü bir bağlantı var. Zaten Ak Parti'nin çekirdeğinde bir tarikatlar-cemaatler koalisyonu var, bunu sağır sultan bile biliyor. Nurculuğu kontroluna alan Gülen cemaatiyle de 2013'e kadar bir geniş koalisyonu oluşturmuşlardı. 

    Merve Kavakçı  23 gün önce (27.07.2107’den-GA) Türk vatandaşı oldu resmen. Başvurusu sonuçlandı. Dikkatli herkes bu vatandaşlığın ardından ne geleceğini gördü; nitekim Kavakçı Dışişleri'nin yaz kararnamesiyle Malezya'ya Büyükelçi olarak atandı. Odatv de bu durumu 17 gün önce haberleştirmişti.

    İlle onurlandırılacaktı Kavakçı demek; milletvekili mi olamadı mı? Büyükelçilik var!

    …Meğer Merve Kavakçı Ak Parti için, Cumhurbaşkanı ve genel başkan Erdoğan için ne kadar önemliymiş ki tartışmalı konumuna karşın istisnai çerçevede paraşütle büyükelçi yapıldı! Atandığı devletin Malezya olması içeride izlenen politikayla dışarıda izlenen hat açısından bir 'uyum' gösteriyor. “(*)

    Elimde, türban ile ilgili olan; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosunun 20.10.2010 tarihli; 23 sayılı Basın Açıklaması var. Ne diyor biliyor musunuz: ”Anayasa Mahkemesinin kararlarında, yüksek öğrenim kurumlarında öğrencilerin dinsel inanca dayalı türban ile öğrenim görmelerine izin veren düzenlemelerin Anayasanın laiklik ve eşitlik ilkelerine açıkça aykırılık oluşturduğu hükme bağlanmış, Danıştay’ın verdiği kararlarda kamu kurumlarında dini inançla türban takmak suretiyle öğrenim görme ve hizmet vermenin hukuka/anayasaya aykırılık oluştarcağı belirtilmiştir.

    Laiklik ilkesi, Avrupa kamu düzeni içerisinde de koruma görmekte ve laiklik ilkesine aykırı, bu ilkeye saygı gösterilmemesi şeklideki tutum ve eylemlerin demokratik bir hak olduğu savunması kabul görmemektedir.”

    “…Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 4. Dairesinin 29.6.2004 tarihli ve Büyük Dairenin 10.11.2005 tarihli kararlarında, türbanın yasaklanmasının “başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması” ile “kamu düzeni ve güvenliğin sağlanması” bakımından demokratik bir toplumda zorunlu bir tedbir niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. Mahkeme 15.2.2001 tarihli kararında türban taktığı için ilköğretim kurumlarında öğretmenlik yapması engellenen öğretmenin başvurusunu reddederken, türbanın cinsiyetler arası eşitlik ilkesiyle bağdaşması güc olan dini bir simge olduğunu, buna izin verilmesinin  diğer dinlerin giyim sembollerinin de kullanamını beraberinde getireceğini, okullarda devletin tarafsızlığını tehlikeye düşüreceğini ve yasaklamanın altında önemli bir kamu yararı bulunduğunu, sonuç olarak öğretim faaliyetinde başörtüsü takma yasağının başkalarının hak ve özgürlüklerinin, kamu güvenliğinin ve kamu düzeninin korunması amacıyla orantılı ve demokratik bir tedbir olduğunu ifade etmiştir.”(**)

    Böylece türban yoluyla laikliğin nasıl tepelendiğini anlamış oluyoruz. Türkiye’yi, ‘ılımlı islam yapmak üzere’ öncü psikolojik güç olarak gönderilen ABD vatandaşı Merve Kavakçı’nın Kuala Lumpur’a Büyükelçi atanarak ödüllendirilmesi ne anlama geliyor?

    Bir yandan ABD’ye rest çekeceksin, NATO’nun yıllardır ülkemizi içeriden vuran düşmanlığına karşı çıkacaksın; sonra da ABD’nin iradesini taşıyan birini Büyükelçi yapacaksın! Bir yandan Mustafa Kemal Atatürkçü kesileceksin, diğer yandan Laik Cumhuriyetin canına okuyanları ödüllendireceksin!

    Bu ne yaman çelişki anne?

     

    (*)Oda TV-M.Ayhan Kara 27.07.2017 tarihli yazısı

    (**)TC Yargıtay C.Başsavcılığı Basın Bürosu

    23.10.2010 tarihli ve Sayı:23          basın açıklaması

     


Yorum Yap