yine ihmal yine yitirilen değer

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    11 Eylül 2019 /   378 Okunma

    yine ihmal yine yitirilen değer

    Geçtiğimiz günlerde medyada DHA tarafından servis edilen ‘ Vandallığın Son Örneği ’ manşetli bir haber dikkatimi çekti.

     

    Haberin flaşı şöyleydi: “ Finike ilçesinde, Likya dönemine ait kaya mezarının, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce el yapımı patlayıcı (EYP) ile tahrip edilmesine tepkiler sürüyor. Toroslar ve Akdeniz Kıyıları Derneği (TORAÇDER) Başkanı Fahrettin Çağlayan, "M.Ö. 300 yıllarına dayanan bir medeniyetin eseri. Yazık böyle bir değeri dinamitlemişler" dedi.”  Bunları okuyunca, haberin benim de burada kullandığım fotoğrafına baktım, hem de gerisini okudum. Haberde özetle Finike'ye bağlı Turunçova Mahallesi Delicedere mevkiinde, Likya dönemine ait bir kaya mezarını ziyarete gidenlerin, tarihi eserin tahrip edildiğini gördükleri ve görüntüleri sosyal medyadan paylaştıklarından bahsedilerek, tepki çeken görüntüler üzerine yapılan incelemede, olayın yaklaşık 6 ay önce meydana geldiğinin anlaşıldığından söz ediliyordu. Yazının devamında detaylar ortaya çıktıkça bir ihmal zincirinin varlığı da göz önüne seriliyordu. Jandarmayı 21 Aralık 2018'de bir kişi arıyor ve kaya mezarında kaçak kazı yapıldığı ihbarında bulunuyor. Bölgeye giden jandarma ekipleri, mezarın altındaki kayalıkta delici aletle açılan 12 delik fark ediyor. Deliklerin patlayıcıyla doldurulduğu, üzerinin çimentoyla kapatıldığı ve dışarı doğru kabloların çıktığı ekiplerce belirleniyor, ayrıca kayadaki çatlağın içinde de, açıkta duran patlayıcı bulunuyor. Jandarma ekipleri, açıktaki patlayıcıyı bulunduğu yerden çıkarıyor ve patlayıcı, incelenmek üzere Ankara Jandarma Kriminal Laboratuvarı'na gönderiliyor. Yapılan laboratuvar incelemesi sonucu patlayıcının el yapımı olduğu tespit ediliyor. Ankara’dan gelen rapor ise Finike Cumhuriyet Başsavcılığına gönderiliyor. Olay yerinin birinci derece doğal ve arkeolojik sit alanı olması dolayısıyla durum, Müze Müdürlüğü'ne bildiriliyor.

     

    Jandarma ekipleri, üzeri çimentoyla kapatılan diğer patlayıcıların çıkarılması için inceleme yaparken, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 2019 yılı Şubat ayında toplantı düzenliyor. Yani aradan 2 ay geçtikten sonra...  Toplantıda, kaya mezarına yerleştirilen patlayıcıların patlatılmadan çıkarılmasına ilişkin, alternatif çözüm yöntemiyle müdahale edilmesine karar veriliyor. Karar üzerine ekipler, 21 Şubat'ta olay yerine gittiğinde kaya mezarının alt kısmına yerleştirilen 12 patlayıcının çoktan patlatıldığını ve kaya blokunun farklı boyutlarda parçalara ayrıldığını tespit ediyorlar. Ekipler bu parçalanmanın patlatılma dışında meydana gelmesinin mümkün olmadığı da belirleyerek, büyük bir keşfe imza atıyorlar... Sonra mı? Olayla ilgili başlatılan soruşturmanın sürdürüldüğü yetkililerce kaydediliyor.

     

    Finike'den 10 kilometre uzaklıkta, yerleşimin olmadığı dağlık bölgede bulunan mezar anıtı, bölgede doğa yürüyüşü yapan vatandaşların bildikleri bir eser. Toroslar ve Akdeniz Kıyıları Derneği (TORAÇDER) Başkanı Fahrettin Çağlayan yıllar önce Anıtlar Kurulu ile görüştüğünü ve bunun üzerine 2007 yılında arkeologların gelerek inceleme yaptığı tarihi eserin kayda alındığını bildirdi.

     

    2500 yıllık bir mezar odasından bahsediyoruz. Yapı ulaşılmaz bir yerde dağların ardında ya da çok yüksek irtifada erişilmez kayalar üstünde değil, meskûn alana bişr kaç kilometre mesafede. Tabanına dinamit yerleştiriliyor ve bunlar patlatılmadan görülüyor. Bürokrasi nedeniyle aylar geçiyor. Bu arada birileri patlayıcıları ateşliyor. Kimse bu patlamayı duymuyor. Hadi duymadılar. Peki 2018 Aralık ayının ortasından, 2019 Şubat sonuna kadar neyi bekliyor yetkililer. Jandarma asâr-ı atikadandır (yani eski eserdir) deyip korktu, orada kazı yapıp, o patlayıcıları çıkartmaya teşebbüs etmediler diyelim; konu ile ilgili Kaymakama veya Valiliğe haber verilmedi mi? Herhalde verilmedi. Yoksa Ankara’ya nümune yollanıp, açıkta ele geçirilen patlayıcının ne olduğu anlaşılana kadar, bir iki uzman gelip, o patlayıcıları oradan kazasız belasız çıkartırdı. Polisimiz bu konuda çok deneyimli, onlardan yardım istense, anında müdahale ederlerdi diye düşünüyorum. Kısacası bürokrasiyi aşamadığımız için gene bir eseri kaybetme noktasına geldik.

     

    Yazık, hem de çok yazık. Bir arkeolog, sanat tarihi uzmanı olarak yüreğim yanıyor böyle haberleri okudukça...y


Yorum Yap