Tercih Bizim…

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    25 Haziran 2020 /   4067 Okunma

    Tercih Bizim…


     

    Bugün size yaşanmış bir öykü anlatacağım. Bir arkadaşımın sosyal medya paylaşımında gördüm ve çok etkilendim. Anlatacağım öyküden de, kıssadan hisse, bir ders çıkartalım dedim. Öykü şu:

     

    “Tam metroya bineceğim, yaşlı bir amca, makinenin önünde panik yapmış, dolduramıyor kartı. Arkasında birkaç tane genç birikmiş bağırıyor amcaya;

    -Hadi be n’apıyosun, flört mü ediyorsun makinayla… Tabi bunu duyunca delirdim.

    - N’apıyosunuz siz ya, dedim; gittim amcaya yardım ediyorum.

    - Canım amcam sen ne istiyorsun?

    - Kartım yok…

    Elinde kart vardı oysa ki… Doldurduk kartını…

    - Al istediğin yere git bununla… Hatta sen başvuru yap, senin yaşına ücretsiz ulaşım.

    Amca teşekkür edip uzaklaştı ürkek ürkek… Neyse ben de doldurdum kendi kartımı metroya geldim. Baktım amca orada bekliyor,

    - Ne oldu? dedim.

    - Yavrum adres soracaktım, beni azarlarlar diye soramadım, seni bekledim;

    - Olur mu öyle şey amcam, peki nereye gidecektin sen?

    - Üsküdar Marmaray.

    – Amca Kirazlıdayız, karşı tarafta o. Nasıl buraya geldin sen?  Buralar çok uzak.

    Kafasını eğdi, sustu…

    - Dur sen hele, dedim, anlattım ona.

    - Buradan Yenikapı’ya git, oradan sarı çizgiyi takip et, Marmaray’a bin, 2 durak sonra Üsküdar Marmaray’dasın...

    Baktım amca mahzun mahzun bakıyor, anlamamış durumu…

    - Tamam amca gel gidiyoruz…

    Atladık metroya gidiyoruz Üsküdar’a doğru… Yolumuz var da var… Muhabbet olsun diye laf açtım;

    - Amca sen nerelisin?

    - Malatya…

    - Var mı kayısı bahçesi filan?

    - Yavrum ben emekli ağır ceza hakimiyim.

    - Vay be; dedim içimden. Onlarca kişiye müebbet dağıt, 40 yıl, 50 yıl hapis ver, sonra gel metroda kartı şaşır, ey insanoğlu... Sonra,

    - Amca, dedim; Malatya’dan İstanbul’a neyle geldin uçakla mı? otobüsle mi?

    - Hatırlamıyorum...

    - Amca valizler nerede?

    3 yaşındaki çocuk gibi yüzüme baktı;

    - Nerede? dedi...

    O an anladım amca demans hastası… Yani kişisel tarihini unutmak, kendi geçmişini silmek hastalığına sahip.

    - Peki amca Üsküdar Marmaray’dan nereye gideceksin?

    - OĞLUM BENİ, ÜSKÜDAR MARMARAY’DA BEKLİYOR.

    - Neyse, telefonun nerede amca?

    - Nerede? Dedi… Baktım iş sıkıntı…

    Neyse, indik Üsküdar Marmaray İstasyonunda. Oturduk, bekliyoruz, gelen giden yok…

    - Amca şu kimliğini versene.

    Baktım adına soyadına… Sonra bir tanıdığı aradım. Dedim, böyle böyle durum, kimdir bu amca? Bir yakınının numarasını bulabilir misin? Sağolsun yardımcı oldu arkadaşım...

    Harbiden Malatyalıymış amca… Emekli hakim… Bu arada kızının numarasını bulmuş, o da geldi… Aradım hemen…

    - İyi akşamlar, gece gece rahatsız ettim ama...

    Daha lafımı bitirmeden,

    - Üsküdar Marmaray’da mısınız? Dedi…

    - Evet, dedim ama, şaşırdım doğal olarak…

    - Ben evdeyim, ev çok uzak. Size eşimin telefonunu vereyim, o Üsküdar’da, hemen gelir dedi kızı.

    Verdiği numarayı aradım, olayı anlatmama fırsat vermeden,

    - Üsküdar Marmaray’da mısınız? dedi o da anında…

    Adamcağızın kızını arıyorum gece vakti, hemen Üsküdar Marmaray’da mısınız diyor… Damat keza… Yani bir garip durum… Herkes biliyor da, acaba ben mi bilmiyorum niye buradayız…

    Neyse, enişte geldi birazdan. Gelir gelmez sarıldı bana, teşekkürlere boğdu… Ben başladım azarlamaya adamı;

    - Demans hastası bu adam, niye tek başına salıyorsunuz dışarı... 3 yaşında birini salmakla aynı şey!

    Ayrıca kim o oğlu? Durmadan onu burada beklediğini söylüyor amca…

    - Abi, evet demans hastası, evet geçmişindeki hiçbir şeyi hatırlamıyor, doğru. Ama oğlu polisti. 3 yıl önce şehit oldu! Ve oğluyla son telefon görüşmesinde "BABA ÜSKÜDAR MARMARAYDA SENİ BEKLİYORUM" demişti... Her şeyi unuttu, onu unutmuyor, arada evden kaçıp buraya geliyor……...

    Dizlerimin bağı çözüldü. Kaldım öylece…

    Neyse, onlar gitti kafamda cümleler dolaşıyor.

    - Belki dedim, oğlu gerçekten de oraya geliyor ama biz göremiyoruz… “

     

    Öykü bu. Biraz uzun oldu belki ama bana çok anlamlı geldi… Konu üzerinde daha sonra düşündüm. Düşününce de aşağıdaki çıkarımları yaptım…

     

    Demans bizim de toplumsal hastalığımız oldu son yıllarda… Toplum olarak geçmişimizi unuttuk, sağa sola savruluyoruz nereye gittiğimizi bilmeden. Kim olduğumuzu unuttuk... Nereye gideceğimizi unuttuk. Unuttuk da unuttuk.

     

    Uzmanlar demans hastalarının iyi bir tedavi ile yeniden hafızalarını tazeleyebileceklerini söylüyor.

     

    Umarım biz de bir gün, şu güzelim vatanda, hangi badirelerden geçilerek, özgür ve çağdaş bir yaşamın bize miras bırakıldığını yeniden hatırlama gücüne kavuşuruz. Yoksa emekli hakim amca gibi telefondaki son konuşmaya takılıp kalmayız…

     

    Yoksa zihnimiz, demans’ın dönüşümsüz sonu olan, aklımızla oynayan Alman Alzheimer’ın ellerine teslim olacaktır. Sonrası ne mi olur?

     

    Toplumsal hafızasını yitirmiş ülkelere bir bakın, ne demek istediğimi anlarsınız…

     

    Tercih bizim…


Yorum Yap