Kaleminiz Hep Dik Dursun

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    11 Ocak 2022 /   741 Okunma

    Kaleminiz Hep Dik Dursun

    Dün 10 Ocak’ta Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladık.


     

    Dostlarımız, ama gerçek dostlarımız güzel sözlerle günümüzü kutladılar, bizi ellerinden geldiğince onore ettiler.


     

    Bazı çevreler hamasi sözlerle vazife icabı bu günü kutlayan mesajlar yayınlarken, bazıları kulağının üstüne yatmayı tercih edip, bu günü anımsamadılar bile.


     

    Geçenlerde bir vesile ile SGK’nın kayıtlarından hizmet çizelgemi indirdim. Gazetecilikte ilk sigortam 1972 yılında yapılmış. Yani bu yıl 50 yıllık gazeteci olmuşum.

     


    Bu elli yılın tamamını ne yazık ki bu mesleği icra ederek geçirmedim. Akademisyenlik, hocalık, danışmanlık, yurt dışı derken, uzun yılları kaybetmişim bu güzel mesleği yapmadan.


     

    2010 yılında Antalya’ya yerleştikten sonra tanıştığım Başkaya ailesi bana kucak açıp, bu saygın mesleği yeniden yapmam için bana fırsat tanıyınca, çocuklar gibi sevinerek yeniden yazmaya başladım.

     


    Hem bu kez günlük haber kovalayan muhabir değil, köşe yazarı olmamı istediler. Ben de seve seve kabul ettim. Yeniden kadrolu gazeteci olmak öylesine heyecan verici ki anlatamam. Genç arkadaşlarıma bu mesleği seçmelerini, hekimliği, hukuk insanı olmayı, mühendisliği tavsiye etmekten daha fazla eli kalem tutan herkese adrenalini yüksek bu mesleği yürekten tavsiye ederim.


     

    Haberlerin önünde koşmak, herkesin ertesi gün okuyacağı haberi, aynen yemek pişirirken duyulan heyecan gibi yüksek bir heyecanla yazıp, insanlara sunmak gerçekten insanın adrenalin salgısına pik yaptırır. Bunu mesleği yapan tüm gazeteciler bilir, hisseder.


     

    Ben dün Facebook sayfamda 1979-80 yıllarından bazı fotoğraflar eşliğinde anılar paylaştım.


     

    Bu anıların önemli bir bölümü 1979 yılı 12 Ekim seçimleri öncesi üç partinin başında bulunan, dönemin üç önemli liderinin İstanbul Mitinglerinden kareler içeriyordu.


     

    Neden bunları seçtim biliyor musunuz?


     

    O dönemde birbirine rakip, birbirleriyle anlaşmaktan uzak, ülkenin içinde bulunduğu kaotik ortamı bir türlü çözemeyen, farklı siyasetlerin liderleriydi onlar. Ve ben siyasi görüşünü hiç saklamayan bir gazeteci olarak hepsinin seçim mitinglerinde otobüslerine binebiliyor, hepsi ile ve o partilerin tüm milletvekilleri, il yöneticileri, bakanları ve dönemin tüm bürokratları ile istediğim zaman, elbette randevumu alarak görüşüyor, tüm toplantılarına katılabiliyordum.


     

    Bir dönem yaptığım spor muhabirliğinde de her takımın antrenmanını, maçını izler, her takımın başkanından sporcusuna herkesle röportaj yapabilirdim.


     

    40 yıl sonra, gazete ve TV muhabirlerinin, yazarların, TV’lerde program yapımcılarının durumlarını gördükçe içim acıyor. Bir gazetenin ya da TV’nin muhabiri, sırf o kanal muhalif yayın politikası izlediği için toplantıya sokulmuyor, parti başkanının hatta ülkenin Cumhurbaşkanının uçağına, aracına alınmıyor. Ya da bir kulübün haberlerini yapıyor diye başka bir kulübün kapısından sokulmuyor.


     

    Bunları gördükçe de benim içim acıyor. Her habere koşturan, her görüşle aynı mesafede olan, yazdıkları ile her zaman okunan gazetecilerin yerini de bugün, ne yazık ki kalemi hep bir tarafa eğilmiş, yeri geldiğinde militanca tavır sergileyebilen gazeteciler almakta.

     


    Kalemi ya da bugünkü teknoloji ile klavyesi hep bir yöne eğik yazmayan, ağızı hep bir başkasının borazanlığını yapmayan, özgür iradesi ile hep doğrudan yana olan meslektaşlarımın “Çalışan Gazeteciler Günü” Kutlu Olsun.


Yorum Yap