Özel Günler

İlk kez bu kadar gururlu ve mutluyum

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    30 Haziran 2021 /   1341 Okunma

    İlk kez bu kadar gururlu ve mutluyum

        Bu ülkede vefa dendiğinde, insanların aklına kelimenin manevi etimolojisi yerine, genelde İstanbul’da bir semt adı gelir. Aslında ironik bir şekilde kullandığımız bu yaklaşım, vefasızlığın insanlarımız ve kurumlarımız arasında nasıl başını alıp gittiğinin göstergesidir.

     

    Ancak geçtiğimiz günlerde yaşadığım bir olay, bu ülkede vefa duygusunun henüz tümüyle ölmediğinin kanıtı oldu.

     

    Bendeniz yıllar boyunca astrolojik burcum nedeniyle her konuyu merak eden, birçok değişik konularla meşgul olmayı, her birinde başarılı olmak koşuluyla kendine şiar edinen bir kişiyim.


     


    Bu değişik meşgalelerden biri de, engelli kişilerle bir arada olmak ve onlara spor aracılığı ile yaşamı sevdirip, sosyal yaşama katılmalarını sağlamak adıyla başlayıp profesyonel olarak onların birer başarılı sporcu haline gelmeleri ve dünya çapında başarılar kazanmaları ile devam eden süreçte değişik kademelerde görev yaparak, onların bir parçası haline gelmek oldu.

     


    1989 yılında Almanya’dan ülkemize gelen bir grup engelli, tekerlekli sandalyede oturarak basketbol oynuyor, her biri yetkin birer sporcu haline gelmiş engelli bireyler, özgüvenlerinin yüksekliği ve yaptıkları işten zevk alıyor olmaları ile, engellilerini evden çıkartmaya korkan Türk insanına bir kapı açıyorlardı.

     

    Kendileriyle bir spor insanı olarak, Basketbol Federasyonunun isteği üzerine bir arada oldum. Türkiye’de kaldıkları süreçte, engellilik ve engelli sporları hakkında bilmediğim binlerce konuyu öğrendim.

     

    Bakın o dönemde neler öğrendim.

     

    İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde, başta Almanya, İngiltere, Fransa, ABD ve birçok diğer ülkede binlerce savaş gazisi insan bulunmaktaydı. Bu insanların arasında bedensel ve zihinsel engelli olanların sayısı azımsanmayacak boyutlardaydı.

     

    Bu engelli insanlar bir biçimde rehabilite olmalıydılar. Bunun için de spor bir araç olarak kullanılmaya başladı. Tarih 1950’lerin başıydı. İngiltere yani Büyük Britanya ile ABD bu işte öncü oldular.

     

    Hitler belasından kurtulan Almanya da bu konuda önemli adımlar attı. İnsanlara tekerlekli sandalyelerinde otururken spor yaptırarak, savaş travmalarını atlatmaları ve yeniden yaşama bağlanmaları yolunda büyük destek oldu bu hareket.

     

    1960 Roma Olimpiyat Oyunlarında ilk kez sembolik olarak engelli sporları adı geçen ülkelerin Para Sporcuları tarafından yapıldı ve dünyaya örnek oldu. Daha sonraki yıllarda rehabilitasyon yerini performans sporuna bıraktı. Savaş gazileri yaşlanmış, devre dışında kalmışlardı ama yeni engelli olmuş genç engelliler bu spor dalları ile isimlerini dünyada duyurmaya başladılar.

     

    1992 Barcelona Olimpiyat Oyunları sonrasında ise Paralimpik Spor Dallarını içeren Paralimpik Oyunlarının, Olimpiyatlar bittikten 15 gün sonra başlaması ve Paralimpik yapamayacak ülkelere Olimpiyat verilmemesi IPC tarafından şart koşuldu. İşte bu nedenledir ki Türkiye’ye Olimpiyat verilmemekte. Çünkü ülkemizin ne şehir mobilyaları, ne de ulaşım ve alış veriş yapılacak üniteleri engellilere uygun değil.

     


    Bizim ülkemizde 1980’lerin sonuna gelene kadar, engelli bireyler ailelerinin utanç vesilesi olarak görülüyor ve zavallı sakatlar olarak evlerinde oturmaya mahkum bırakılıyorlardı. 1989 yılında, daha önceki yıllarda İzmir Urla takımında basketbol oynarken kaza geçirip, engelli olan kız kardeşlerini tedavi için götürdükleri Almanya’da, tekerlekli sandalyede oturarak oynanan basketbolu öğrenen ablası ve eniştesinin İstanbul’a getirdiği Alman sporcular ve spor yöneticileri aracılığı ile biz de bu spor dalıyla tanıştık.

     


    O gün bu gündür Tekerlekli Sandalye Basketbolu denen spor dalının başlangıcından itibaren her aşamasında hakem, takım menajeri, federasyon teknik kurul üyesi, müsabakalar teknik komiseri, Genç, Kadın ve A Erkek Milli Takımlar Menajeri, TESYEV ve Paralimpik Komite Üyesi olarak görev almış bir kişi olarak, bu işin başlangıcından beri kurucusu ve uygulayıcısı olarak görev yapmış ve yapmakta olan dostlarımla birlikte, bu spor dalı ve 18 diğer engelli spor branşını Türkiye’de yöneten Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu tarafından ödüllendirildik.

     


    Bu spor dalında 25 yıl ve daha fazla süreyle görev almış kişiler olarak bizlere, Yalova’da oynanan TSB Süper Lig Final maçının devre arasında birer plaket takdim edilerek onurlandırıldık.

     

    Bu olayın gerçekleşmesini sağlayan, başta Federasyon Başkanımız sayın Arif Ümit Uztürk ve TBESF Yönetim Kurulu Üyeleri olmak üzere tüm federasyon çalışanlarına ve ilgili herkese teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

     


    57 yıldır spor sahalarındayım ve ilk kez böyle onore edildim. Gururlu ve mutluyum.


Yorum Yap