Engelliler Günü’nde engellileri ne kadar tanıyoruz?

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    3 Aralık 2020 /   6338 Okunma

    Engelliler Günü’nde engellileri ne kadar tanıyoruz?

    31 yıl olmuş aralarına karışalı...

     

    Bu 31 yılda ben de onlarla birlikte zorluklara karşı savaşan, onlara olması gerektiği kadar yardımcı olup onların temelde var olan güçlerini kullanarak, kendilerine yetmelerine fırsat tanıyan bir ağabeyleri, dostları olmaya çalıştım. Onlar benim can dostlarım, evlatlarım. Onların gözündeki ışıltı, benim yaşam direncimi artıran çok önemli bir unsur.

     

    Ülkemizde engellilere yönelik hizmet veren, farkındalık yaratmaya çalışan dernekler ve federasyon tarzı sivil toplum kuruluşları var ve bunların bir kısmı gerçekten çok yararlı hizmetler veriyorlar engellilere. Bir kısmı ise ne yazık ki engellilik üzerinden rant peşinde.

     

    Ancak ben yazımda, 1989 yılından bu yana yaşadığım deneyimler ve izlenimlerimin ışığında, “Spor” aracılığı ile evlerinden çıkıp, özgüvenlerini kazanıp ülkemizde engellilere bakış açısının değişmesine vesile olan bireyler üzerinden, tüm engellileri tanımlamak istedim.

     

    Bu 31 yılda spor aracılığı ile açılan yolda, bireysel engellilik artık ülkemizde, "Yaaa vah vah" diye acınarak tanımlanmaktan çıkıp, her bireyin bir anda sahip olabileceği bir yaşam gerçeği halinde kabul edilmeye başlandı. Spor yapan Engelli Bireyler de toplumda olması gereken saygın yerlerini aldılar ve spor yapmayan diğer engellilerin de yolunu açtılar. Her bir engelli sporcu yıllar içinde, kendisini engelsiz sayan bizler gibi, okullarında başarılı olan, iş güç sahibi olarak, gelirini kendi kazanan, aile kuran, çoluk çocuğa karışan bireyler haline geldi.  


    “2018 yılında Tekerlekli Sandalye Basketbolu Dünya Şampiyonası’na hazırlanan Milli Takımımız”


    Ülkemizde, 1989 yılında, rehabilitasyon olarak başlayan engellilere spor yaptırma işinde, rehabilitasyondan, Avrupa, Dünya ve Olimpiyat (Paralimpik) Şampiyonu Sporcular ve Takımlar çıkartan performans sporuna uzandık. Yaz ve kış sporlarından, toplam otuzdan fazla Paralimpik (Engelli Olimpiyatları) Spor dalında engelliler boy gösteriyorlar. Bu spor branşlarından hemen hepsinde Türk sporcular Yaz ve Kış Paralimpik Oyunlarında yer alıp, yarışıyor, madalyalar kazanıyorlar. Hepsinin yüreklerine, emeklerine sağlık.

     

     Yukarıda yazdım, engellilik hiçbir çaba sarf etmeden kazanabileceği bir olgudur bireyin. Dört ana engel dalında tanımlarız engelli bireyleri. Görme, işitme, bedensel veya zihinsel engeli olabilir insanın. Ama bilinmelidir ki bu engel çeşitlerinden hangisine sahip olursa olsun birey, asla acınacak bir varlık değildir. O da her sağlık sorunu gibi bir sağlık sorununa sahiptir ve engelli olması onu toplum dışı ya da acınası saymamızı gerektirmez.

     

    Kendine güvenleri öyle yüksektir ki engelli bireylerin, onlarla sohbet ederken çok dikkatli olmanız gerekir... Dünyaya bakış açıları bazen, çok okumuş geçinen, engeli olmadığı için kendini ayrıcalıklı gören sağlam!!! bir bireyi yerin dibine sokmaya yeter de artar bile...

     

    Küçük bir engelli anekdotu ile bitireyim... 10 görme engelliyi Ağrı Dağı zirvesine çıkartıyor başlarında değerli dostum Muharrem Koç'un olduğu profesyonel ekip. Yemek molasında, dedim ya, kendini sağlam!!! sayan bir dağcı arkadaş, görme engelli arkadaşımıza soruyor, “Sen yemek yerken ağzını nasıl buluyorsun?”

     

    Cevap saniyesinde geliyor “Sen yemek yerken ağzını görüyor musun?”

     

    İşte anlatmak istediğim buydu yukarıdaki son paragrafta...

     

    Benim can dostlarım, iyi ki varsınız, iyi ki sizlerle birlikte yaşama şansım oldu. İnanın dünyaya bakış açım, sizlerle yaşamaya başladıktan sonra inanılmaz değişti…

     

    3 Aralık Dünya Engelliler Günü tüm engellileri tanımamıza vesile olsun...


Yorum Yap