NAZIM HİKMET RAN VE BİZİM GARİBAN

  • Tayyar ÜNAL

    Tayyar ÜNAL Yazı Arşivi
    29 Mayıs 2020 /   1635 Okunma

    NAZIM HİKMET RAN VE BİZİM GARİBAN

    SELANİK’TE 15 Ocak 1902’de doğan, 3 Haziran 1963’te Moskova’da sonsuzluğa kavuşan; önce yurt dışında, neden sonra da ülkemizde ün kazanan bir ünlü Türk’tü o. Nerelerde yaşarsa yaşasın, hangi dünya görüşünü paylaşırsa paylaşsın bizimle, nerede kavuşursa sonsuzluğa kavuşsun onun tüm duygu ve düşünceleri Türkçe olarak geldi dile.

    BİZİ biz yapan; kimliğimizi, kişiliğimizi bize veren Kurtuluş Savaşı günlerinde o da katıldı İstanbul’dan Ankara seferine. Görev aldı. Hizmet verdi. Şiirleriyle, yazı ve konuşmalarıyla halkı etkiledi, yönlendirdi. İşgalci sömürgenlere karşı savaşan bir ülkenin yurttaşı olmanın mutluluğuna erdi. İyisiyle kötüsüyle, tek yüzlüsüyle ikiyüzlüsüyle, kadınıyla erkeğiyle halkını sevdi. Yeri geldi övgülerle göklere çıkardı onu, yeri geldi eleştirdi yerdi. O eleştirilerden birini okuyup bu günlerle karşılaştıranlardan kimileri yerlere batırdı onu, kimileri de isteyerek ya da istemeyerek ona hak verdi.

    SON yılların siyasal ve toplumsal yaşamını ve bizim (halk olarak) bu dönemdeki etkimizi ve tepkimizi anımsayarak okuyalım onun aşağıdaki ünlü şiirini. Haklı mı, değil mi; gerçekten öyle miyiz? Değil miyiz ona göre karar verelim. Dünya çapındaki ve 108 yaşındaki şairimizi ondan sonra bir daha değerlendirelim. Ve Nazım Hikmet Ran’a: “Işıklar içinde kal!” diyelim

    DÜNYANIN EN TUHAF MAHLÛKU

    “Akrep gibisin kardeşim
    Korkak bir karanlık içindesin akrep gibi
    Serçe gibisin kardeşim
    Serçenin telaşı içindesin
    Midye gibisin kardeşim
    Midye gibi kapalı ve rahat
    Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkaksın kardeşim
    Bir değil
    Beş değil
    Yüz milyonlarlasın maalesef
    Koyun gibisin kardeşim
    Gocuklu celep kaldırınca sopasını
    Sürüye katılıverirsin hemen
    Ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye
    Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani
    Hani şu derya içre dalıp
    Deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf
    Ve bu dünyada, bu zulüm
    Senin sayende
    Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
    Ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
    Kabahat senin
    -demeye de dilim varmıyor ama-
    Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”


Yorum Yap