Uçtuk ama nereye!

  • Songül Başkaya

    Songül Başkaya Yazı Arşivi
    29 Ekim 2020 /   303 Okunma

    Uçtuk ama nereye!


     Ne desek komplo, ne desek yalan. Oysa hakikati yaşamayan kendileri. Ama haklarını yemeyelim eğitimde, sağlıkta, ekonomide değil ama yoklukta, yoksullukta, yolsuzlukta, yandaş kayırmada, liyakatsiz atamalarda, talanda, yağmada, özelleştirmelerde, satış ve kiralamalarda ‘uçurdular’ ülkemizi…

     

    Çünkü yerli ve milli laflarıyla halkı kandırıyorlar. Ne yerliler ne milli. Milli olan, yerli olan Ulu Önderi’nin açtığı yolda ilimin ve bilimin ışığında daha ileriye gider…

     

    Rotası Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet olmayanın milliliği de yalandır…

     

    Nitekim görünen köy, kılavuz istemez…

     

    Bugünlere kolay gelmedik. Yaklaşık 100 yıl önce başlayan mücadeleyle esaretten kurtulan, laik, demokratik hukuk devletinin temelini atan atalarımıza, başta Mustafa Kemal Atatürk’e saygı, minnet ve sonsuz sevgilerimizi sunarken, ne olur anlamaya çalışmalım yapılanı…

     

    Cumhuriyet ve devrimler bir bütündür…

     

    Onlar sayesinde ilimde, bilimde, kültür ve sanatta, sosyal ve ekonomik hayatta hızla yükseldik…

     

    Ve ne zaman ki Atatürk’ü, Cumhuriyet’i, devrimleri tartışmaya başladık, ilimden, bilimden uzaklaştık gerileyişimiz başladı.  Kadın-erkek eşitliğinde, hukukun üstünlüğünde, demokraside, basın ve ifade özgürlüğünde, insan haklarında geriledik…

     

    Laik-bilimsel eğitimden uzaklaştıkça cemaatlere bıraktık genç nesli…

     

    Siyasette geriledik…

     

    Köylünün önünde diz çöken, çocukla sahilde gezen, eşini oturtup, kendi ayakta poz veren Cumhurbaşkanlarına hasret kaldık…

     

    Tarifeli uçak kullanan, israf olmasın diye köşkün ışıklarını kapatan Cumhurbaşkanları tarih oldu…

     

    Nezaket, zarafet, asalet, entelektüellik bitti…

     

    Gösteriş, şatafata, saray, marka düşkünü oluverildi…

     

    İktidarından muhalefetine…

     

    Milletin ayağına giden, sofrasına oturan siyasiler döneminden milletin kafasına gıda ve yardım paketi atan, çocuklara oyuncak fırlatan siyasiler doldu ortalık…

     

    Ona azar, buna tokat, şuna tekme derken ne yemediğimiz küfür ne de görmediğimiz kötü muamele kaldı…

     

    Ve en son o ‘Babamın hakkını verin’ diyen çocuk var ya…

     

    Onu gördük…

     

    Artık nokta…

     

    Sözün bittiği yer…

     

    Ama bu Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti öyle büyüktür ki bu gidişe dur diyecektir, ilk fırsatta…

     

    Rotası halk, rotası Cumhuriyet, rotası Atatürk olan, kılavuzu akıl ve bilim olan bir anlayışla yeniden aydınlığa çıkacaktır…

     

    Çıkmalıdır…

     

    Bu senin, benim, hepimizin görevi…

     

    Cumhuriyet’le geçecek nice bayramlarımız olsun…

     

    Bayramımız kutlu olsun…. 


Yorum Yap