Kıymayın memleketimize...

  • Songül Başkaya

    Songül Başkaya Yazı Arşivi
    15 Şubat 2020 /   2206 Okunma

    Kıymayın memleketimize...

    Tarım alanı, sit alanı, arkeolojik alanı, yaban hayatı koruma alanı vs derken dokunmadık yerini bırakmadık memleketimizin. Bir tarafta sahillerini betonlaştırıyor, diğer tarafta dağlarını lime lime doğruyoruz. Hem de koruma alanı olan yerlerde...


    İşte Gündoğmuş’ta da açılmak istenen bir mermer ocağı için kaygılar had safhaya çıktı. Mahalle muhtarı öncülüğünde örgütlenmeye çalışan halk, sesini duyurmak için yollar arıyor. 20 Şubat Perşembe günü saat 14.00’te Güneyyaka Mahallesi Köy Konağı’nda yapılan Halkın Katılımı Toplantısı bunun için bir fırsat...


    Meslek odalarımızın tüm duyarlı başkan ve yönetimleri ile çevre dostların buraya çıkarma yapacağını duyduk. Bunun için çalışmalar başlatılmış. Zaten bu toplantılara katılımın uzman ve teknik kadrolarca yapılmasının daha anlamlı olduğu aşikar...


    Çünkü halkın bilgilendirildiği toplantıda aynı zamanda öneri ve eleştiriler de sunuluyor. Çevreye etkileri noktasında değerlendirmeler yapılıyor...


    Halkın katılımı kadar uzman katılımı da önemseniyor bu anlamda. Bir de Kent İzleme Platformu var. Sanıyorum onlar ve Antalya Kent Konseyi de bu toplantıları ajandalarına not etmiştir...


    Hatta onlar buralara katılımı artırmada itici, öncü kuvvet olmalılar...


    Tabii siyasetçileri de atlamamak gerek. Yerel yöneticileri saymıyorum bile. Meclis üyesi, muhtarı vs hepsi orada olmalı o gün. Firmanın ÇED raporu konusunda artılar ve eksiler tek tek konuşulmalı...


    Yıllardır hem basın mensubu olarak hem de yerel yönetici olarak karşı durduğumuz yanlış yatırımlar ve doğaya etkileri noktasında gelinen noktada başarılarımızın yanında başarısızlıklarımız da ortada...


    Mantar gibi biten ocaklara karşı yeterli mücadele maalesef örgütlenemiyor. Kuru basın açıklamaları ya da toplantılarla olmuyor. ÇED toplantılarına katılımı artırmak, gerektiğinde bölgede eylem yapmak ve konunun yargısal takibi şart...


    Bu noktada hemen aklıma Antalya Barosu ve Çevre Komisyonu geliyor...


    Tüm tarafların Antalya için ve doğa için bir araya gelip ortak tavır alması, manifestolar yayınlaması, eylemler yapması ve davalar açması gerekiyor...


    Bu arada hemen istemezükçü ilan edileceğiz ama alıştık artık...


    Evet gelecek hafta için çalışmaya devam...


    Umarım istenen kitlesel bir çıkarma yapılabilir...


    Yoksa konu yargısal takibe kalacak. Bu arada Gündoğmuş’tan sonra yakın takvimde İbradı için de bir hazırlık yapılıyor...


    Ocaklar konusu görünen o ki yakın geleceğimizin önemli bir gündemi...


    Koruma kullanma dengesi gözetilerek yapılan doğru yatırıma evet ama yanlış yatırıma da hayır...


    Çünkü başka Antalya yok...


yorum-resim

Hasan CAN16 Şubat 2020

Canlılar için hava, su ve toprak üç önemli faktör.
Rant uğruna bu üç faktör kirletiliyor ve yok ediliyor.
Dünyanın sayılı kentlerinden biri olan Antalya' da yanlış turizm politikaları yüzünden muz bahçeleri, narinciye bahçeleri ve ormanlık alanlar yok edilerek sahilleri beton yığınına çevirdiler.
Şimdide HES' lerle, mermer ocaklarıyla doğaýi yok ederek gelecek kuşaklara yaşam hakkı tanımıyacaklar.
Çevreye ve doğaya saygısı olan herkes 20 Şubat' ta Gündoğmuş' ta ki eyleme katılmalı.

Yorum Yap