ELMA…..

  • Nizamettin Özmen

    Nizamettin Özmen Yazı Arşivi
    26 Eylül 2018 /   1435 Okunma

    ELMA…..


    Siz Metin Demirtaş ile tanıştınız mı? Yakaladınız mı o engin yürekli naif şairin sohbetini. Artık çok geç. Ama düşüncelerini öğrenmek isterseniz arama motorunuz size yardımcı olacaktır. Ben en çok “Akçaylı Elmacıların Türküsü” adlı şiirini sevdim. Ordan başlayalım, asıl muhabbet ardından gelecek.

    “………

    Bismillah

    Başlar elmacıların korkulu günleri

    Hava koklanır, ayaz kollanır

    Karacaoğlan düşer dillere

    “Arılar da konmaz oldu pürene”

    Ve de elma çiçeklerine

    “Övsek mi?”

    “Sövsek mi? Bu ilaçları icat edene”

    Mart dokuzu geçilir

    Ebrunun beşi altısı ve yedisinde

    Karartır yürekleri

    Tezli’den esen setçe bir yel

    Fukura babam hep derdi

    “Ya ondurur, ya dondurur bu Tezli’nin özgeri”

    ……..”

    Geçenlerde Elmalı Tekke Köy çiftçisi Hüseyin’den söz etmiştim. Hani ürünlerini köyden toplayıp Antalya pazarında satan, tezgahta kitap okuyan Hüseyin.

    Yine bir yazı paylaşmış Tam da hakkını arayan havalimanı işçileri “vatan haini” ilan edilirken, iğneden ipliğe gelen zam, fırlayan dolara rağmen “biz de kriz yok” denirken. Ben yazıyı okuyunca yukarda bir bölümü yer alan şiire döndüm.

    Bakın Hüseyin pazara gelene kadar bir elmanın ekonomik serüvenini ve geçmişe yönelik karşılaştırmasını nasıl yapmış:

     

    Elma fidanı toprağa dikildikten 8 ile 13 yıl arasında tam verime ulaşır. Yani azami 10 yıl çiftçinin cebinden yer. Verime oturmuş elma ağaçlarına kışın toprak gübresi atılır. 2002 yılında 20 TL iken 2018 de 200 oldu.

    Güz sürümü yapılır. Mazotun fiyatı 2002 yılında 1.8 TL iken şimdi 6.8 TL civarı.

    Kışın budama yapılır. Budayıcıya soğukta ayazda çalışması karşılığı 100 TL para ödenir. 2002’de yevmiye 20 TL  idi. Bahar gelince “don- ayaz dolu” için sigorta yapılır bahçeye. Çiftçi borçlanır. Eskiden iklimler bozuk olmadığı için riskte yoktu. 

    Evet ilk tomurcukta Göktaş.  Şu an tona maliyeti 300 TL’ yi geçti.  2002 yılında 50 TL idi. Yetmez. “ Kış ilacı” ya da “konfidor kabuk biti ilacı” uygulanır. Sonra ikinci Göktaş, daha sonra Mavi Bakır. Bunlar “fungusit mantar ilacı”dır.

    Çiceklenme dönemi, bitki gelişim düzenleyici amino asitler, çiceklenme sonrası testereli ari ilacı uygulaması yapılır. Sonra iç kurdu uygulaması Haziran’dan Ağustos’un 15’ine kadar devam eder. Haaa bu arada kırmızı örümcek ve pasakarı ilaçları uygulanır.

    Bu arada damlama borusu, damlama sulama ve damlama gübreleme 4 ila 6 kez tekrar eder. Arada yaprak gübreleri kalsiyum vs vs. Tabi meyve tutumu iyi olursa arada “meyve teklemesi” yapılır onlara da ayrıca yevmiye verilir.

    Hasat zamanı gelir, 2002 yılında 20 kuruş civarı olan soğuk hava deposu kirası 230 kuruş olmuştur.  Gecen yıl 2.8 TL olan plastik kasa şu an 4.5 Tl. 2002 yılında ahşap kasa vardı. Hem sağlıklı, hem de her yıl kasa almak zorunda değildik. 

    Yıllar içerisinde dolardan etkilenen budamacının testere, makasından tutun gübre,  mazot, kasa, elektrik, sulama gideri, buzhane masrafı gibi her kalemde dolara endeksli artış oldu. Oysa elma, 2002 yılıda 1.1 TL’ ye satılırken su anda yine 1.1 TL.

    Oysa bugün üretici elmanın kilosunu 5 TL’ye satabilsin ki ayakta kalsın ve rekabet edebilsin. Maalesef uygulanan tarım politikası sadece elmada değil tarım hayvancılık sektörünün her kolunda  sanki çiftçiyi bitirmeye yönelik.

    Biz pazarda elmaya  3TL dediğimiz zaman müşteri bize çemkiriyor. İlerde bu fiyatlara elma yiyemeyecek haberi yok.

    Hüseyin üretiyor, yerinde satarsa 1.1 TL’ye anca müşteri buluyor. Antalya’ya kadar gelip pazarda satmaya çalışırsa 3 TL. Bi ilave yapıp bitiriyorum. Sevgili Hüseyin haklısın. Bu ülkede parayı sadece bir kesim kazanırsa çark dönmüyor. Asgari ücretli kazanacak ki harcayacak. O harcayacak ki esnaf kazanacak. Gelir seviyesi düşük olduğu sürece alım olmayacak, alım olmayınca üretim de bitecek.


Yorum Yap