Artık öğrendim ki, bazı zamanlar ülkelerin, milletlerin, toplumların, kişilerin kayıp zamanları ve yılları olurmuş.

--Örneğin Osmanlı Devletinde, 1800'lü yıllar ki bu yıllara Kifayetsiz/yeteneksiz yöneticiler dönemi de denilir.

--Dünyanın Emperyalist Devletlerine, Yedi Düvele(Arapça Devlet) karşı verilen bir anti emperyalist savaş sonucunda kurulan Türkiye Cumhuriyetinde böyle bir dönem var mıdır, yaşanmış mıdır Allah bilir(?!..)

--Geçen gün 21. Yüzyıl İçin Planlama Grubu'nun bir toplantısı öncesi, Prof.Dr.Bilsay KURUÇ hocamın yaptığı ön-açılış konuşmasında; hepimizin günlük yaşamda kullandığı iki sözcük ile öyle enteresan bir değerlendirme yaptı ki, bence DEMOKRASİ DENİLEN OYUN İÇİNDEKİ tüm soruların yanıtı burada idi..

--Sözcükler, SEÇMEN ve YURTTAŞ idi.

--"Seçmenleri, Yurttaş yapmak!.."

--İnanılmaz bir değerlendirme ve saptama.

--Evet, "seçmenleri, yurttaş yapmak". Seçmen, "oy kullanma yeterliliğine sahip kişi" demekti.

--Sorunda burada başlıyordu. Bir şeye, bir hakka sahip olmak başka; onun sorumluluğunu taşımak başkaydı.

--Cumhuriyetin ilk dönemlerinden itibaren, okur yazar oranının yerlerde süründüğü dönemlerde bile, bir sorumluluk ve bilinç vardı. O da YURTTAŞLIK BİLİNCİ.

--Bu günü anlamak için, bu güne nasıl getirildiğine iyi bakmak gerek.

--Lozan görüşmeleri sırasında, İngiliz Heyeti Başkanı Lord Curzon, İsmet İNÖNÜ’ye “Şimdi bu masada verdiklerimizi, yakında ekonomik zorluklar içine düştüğünüzde geri alacağız." demişti. L.Curzon öldü ama anlayışı, belki de vasiyeti ölmedi. Bu anlayışın temsilcileri bu gün karşımızda ABD, AB, NATO, BOP, IMF, GÜMRÜK BİRLİĞİ olarak karşısında durmaktadır.

--Bu gün unuttuğumuz bu süreç, içimizden çıkan DİYALOĞ grupları, dernek ve sosyal projeler gibi masum adlar altında demokrasi, özgürlük getirilmesi gibi masum görüntüler ile halkımıza yedirilmektedir.

--Bu gün Kapitalist/Liberal/Sermaye Avrupa Devletlerinde bile örnek, Almanya'da (DÜNYA GAZETESİ'nin 25 Aralık 2012 günlü haberi) "Alman devletinin ortaklığı bulunan veya sahip olduğu şirketlerin bazıları şöyle:Telekom, Alman Demir Yolları (DeutscheBahn), Alman Posta İdaresi (Deutsche Post), Alman Hava Güvenliği, TLG mülkiyet şirketi ve Berlin-Schönefeld, Köln-Bonn ile Münih havalimanları." hala KAMU/DEVLETİN malı iken, bizde ise, Atatürk Cumhuriyeti'nin kurduğu bütün sanayi fabrika ve kamu işletmesi şirketler birer birer yok pahasına elden çıkarılmıştır.

--Bu tesadüfü, ya da bilinçsiz bir iş değildir.

--En sıcak yaşanılan gelişme olarak, ŞEKER FABRİKALARIMIZ, Ülkemizde kurulan bir Amerikan Nişaşta Bazlı Şeker (NBŞ) Fabrikasının bekası için satılmış ve satın alanlar da, fabrikaların kapısına kilit vurmuş, arsalarına da ise REZİDANS yapımına başlanmışlardır.

--İşte bütün bunlar, gerçekten ülkenin BEKASI için çok önemlidir.

--Sahiden ya, günde her saat yenilen, içilen bu BEKA, nedir Allah aşkına: “kalıcılık, ölümsüzlük, ölmezlik, devamlılık, evvelki hal üzerine kalma, daim ve sabit kalma" diyor sözlük amcalar.

--Bu Ülke topraklarında en çok üretilen PATATES bile, patatesin yetiştirilmesinden sorumlu, TARIM BAKANININ, patates ithalatçısı şirketler ile ilişkili olması, sizce ne anlama gelir.

--Yine bizim Anadolu'ya sığındım ben. Orada derler ki: "Kahpe hanenin içinde ise, kapıya kilit bir işe yaramaz!.."

--Bütün bunlar olur iken, ülkenin siyasilerinin (artık kimseyi ayırmıyorum, ilk taşı atacak masum yok artık ortalıkta. Ama iktidar ile, muhalefeti de aynı kefede eşit tutacak kadar da, kör değilim.) ülkenin temel sorunlarına yaklaşımı enteresandır.

--Geçim denilen şey, kişiye, haneye giren para ile olur. Yani kazandığın ile. Eee, çalışmıyor, üretmiyorsan ne olacak.

--Yok öyle, seçim zamanları gelen avanta paralar ve kıyaklar ile bir yaşam. Atalar derler ki:"Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez." "Hazıra, dağ dayanmaz!.."

--Gelinen noktada, herkesin aklını başına alması gerekir. Seçimin ajitasyon dolu havasına kapılmak, yurttaşların bir işine yaramaz. Şimdi, akıllı yurttaş olmak vakti.

--O yüzden bir an önce, başkalarının değirmenine su taşımayı bırakarak, hepimizin değirmenine su taşımamız gerek. Yok öyle taşıma su ile değirmen taşı döndürmek.

--Şimdi, SEÇMEN olarak, BİLİNÇLİ YURTTAŞ olma vakti.

--Hem şimdi, hem de seçim sonrası, YURTTAŞLIK BİLİNCİ ile sorunlara sahip çıkmamız gerek.

--Yoksa "EL, BİZİM EŞEĞİ TÜRKÜ SÖYLEYEREK ARAR"

--Kaybettiği eşiğini türkü söyleyerek arayan Nasrettin hocaya, karılaştığı bir komşusu:"ya hoca bu ne biçim eşek arama" deyince, Hoca da:"Son umudum da, karşı dağın öteki yüzünde, orada da bulmazsam, sen benim feryadıma o zaman bak!.." der.

--Karşı dağın öteki yüzünde ne bulacağınızı bilemem ama, tek kurtuluşun SEÇMENDEN, BİLNÇLİ YUTTAŞ olmaya bir an önce geçmemiz, etrafımızı da geçirmemiz gerekecek!..

--Nasıl, olayı anlamış mıyım, Bilsay Hocam?