HALKI/SEÇMENİ SALAK YERİNE KOYMAK

  • İbrahim Uysal

    İbrahim Uysal Yazı Arşivi
    30 Haziran 2020 /   417 Okunma

    HALKI/SEÇMENİ SALAK YERİNE KOYMAK

    "Yokluğun, yoksulluğun, kimsesizliğin ve çaresizliğin gözü kör olsun" der güngörmüş, yaşam savaşından başarıyla çıkmışlar.
    --Her ne kadar Niccolò Machiavelli (Makyavelli) The Prince/ Hükümdar adlı yapıtında, amaca bağlı olarak "Amaca giden her yol mübahtır" anlamında cümleler kullansa da, genel algılandığı ya da "Makyavelist" bir yaklaşım olarak kabul edilen, "Başarmak için her yol mübahtır" yönünde ne amacı ne de kullandığı cümleleri vardır.
    --"Başarı için her yol mübahtır" diye ahlaklı bir yaklaşım da olamaz.
    --Üstelik Machiavelli, The Prens/Hükümdar adlı yapıtını, İtalya'nın Toskana bölgesinde kurulmuş ve 1115-1532 arasında var olmuş Floransa cumhuriyeti(Şehir Devleti) Kralına, İTALYAN BİRLİĞİ kurulsun, İTALYAN MİLLETİ oluşsun diye yazmıştır.
    --(Hey gidi benim kıt akıllı milletim hey, İtalyan aydınlar 1500'lerde Millet olalım diye yırtınırken, Senin Ordunun kuruluş tarihi bile 2000 yıldan fazla. Bir de ARAP olmak için yırtınırsın ha, Allah akıl versin)
    --Bu tür kutsal amaçlara giden yollarda olacak ve yaşanacakların doğruluğu-yanlışlığı ya da ahlaki olup olmamasını tartışmanın bir anlamının olmadığını, önemli olanın sonuç almak olduğunu anlatır Prensine Machiavelli. Kişisel çıkar ve başarı için yapılacakları değil.
    --Genel olarak da seçimlerin ötesinde, CHP'de yaşanan bir kurultay süreci için iki kelam etmek isterim.
    --Partiliyim ama, sadece partim ülkem için hayırlı bir şeyler yapsın diye düşünür ve kaygılanırım.
    --İnsanlar 18 yüzyılda, Kapitalist Sistemin algısı içinde sadece "seçmek" anlamına ve algısına indirgedi Demokrasiyi.
    --Ben Demokrasi için seçimlerin önemli olduğunu anlarım. Ama "Demokrasi"nin sadece "seçim" olarak algılanmasını anlamam.
    --Size şöyle bir örnek vereyim.
    --Diyelim ki, dağ başında bir koyun sürüsüne çoban seçilecek.
    --Hatta bu günlere de uygun olsun, Üniversite mezunlarının çöp toplayıp sattığı sokaklarda ki gençlerden, çoban seçecek olsanız, nasıl bir sınav uygularsınız, yaparsınız?
    --O da kalmadı ya "Devrim Tarihinden", Yurttaşlık Bilgisinden, Yabancı dil ... .... vb den mi sınav yaparak seçersiniz çobanı, yoksa bu şartlarda yaşayacak, doğal yaşam koşulları, koyunlar hakkında bilgisi olanlar arasından mı seçersiniz?
    --Demokrasiyi "seçim" yapmak sayar ve anlarsanız; yaparsınız bir genel yetenek sınavı, en yüksek puanı alan kişiyi ÇOBAN yaparsınız olur biter. Siz Ağalara bir şey olmaz da, koyunlara yazık.
    --Seçtiğiniz çoban, o şartlarda yaşayabilir mi, koyun-kuzu nedir bilir mi, koyun nerede, nasıl güdülür, nerede, nasıl otlatılır, sulanır, tuzlanır, yüğürülür, koç ne zaman katılır, hatta ne zaman kırkılır?
    --Bunlar hangı yazılı sınav ile ölçülür ki?
    --Hem 21 yüzyıl bilgi, bilim, iletişim vs çağı derken bir de dualarımız ile geçiştiremediğimiz Kor Ona Virüs belası musallat oldu başa. Bu çağda iddiası olan aile şirketleri bile, artık CEO(Chief Executive Officer) dedileri, şirketin her şeyinden sorumlu "İcra Kurulu Başkan"larınca yönetiliyor.
    --İşe alınırken, profesyonel İnsan Kaynakları Şirketlerince değerlendiriliyor ve raporlar hazırlanıp, ilgili şireketlere sunuluyor.
    --Burada başarı, seçim ile değil liyakat nitelik üzerinden sağlanıyor.
    --Dünyada Kapitalist sistemin bayraktarlığını yapan Ülkelerin yetkilileri bile gülüyor bizim gibi ülkelerin "demokrasi" havarliğine
    --Demokrasi kötümüdür? Hayır. Aslında hiçbir şey kötü değildir. Ama nerede ve nasıl kullandığına bağlı.
    --"Bıçak, ekmek de keser, adam da!.." gibi.
    --Amerika "Irak'a demokrasi getirecekti" ve işgal etti. Gerisini herkes biliyor.
    --Bir gün Amerikalı ünlü bir Think-Tank(Düşünce Topluluğu) konuşmacısı, yine ünlü bir grubun konuşmacısı olarak Türkiye'ye geldi. Ankara Palas'da da konuşuyor.
    --Dinleyiciler, konuşmanın sonunda "Amerika, Irak'a Demokrasi" getirecekti, bu yaşananlar nedir?" diye soru sorunca.
    --Türkiye'ye sempatik ilişki ile gelen Amerikalı Resmi Görevli kişi birden ceketini çıkardı bir kenara koydu ve mikrofonu eline aldı:
    --Şimdi, artık sizin gibi konuşabilirim dedi.(Resmi sorumluluktan çıkmış, sivil olmuş olarak)
    --Sizin ile "DEMOKRASİ" tanımı konusunda anlaşalım dedi ve kendi "demokrasi" anlayışını söyledi.
    --"DEMOKRASİ, Halkın kendi özgür iradesi ile seçimlerini yaptığını, yönettiğini, geleceğini belirlediği, .... .... .. SANDIĞI rejimin adıdır."
    --Haydaaa, buyur burdan yak!..
    --Elin Amerikalısı ile hemfikir olup çıktık.
    --Doğru her yerde aynı doğru değildir ama, ilkeler her yerde aynıdır
    --Sözün özü, CHP bir kurultaya gidiyor. Parti üst yöneticilerinin tartışmalarını bir kenara bırakıyorum. Onlar tartışsınlar.
    --Benim sözüm sana ey halkım. Çünkü asıl olan sensin.
    --Bu gün eleştirdiğin yanlış kişileri ve uygulamaları da seçen sensin, yarın olacak ve hepimizin, ülkemizin geleceğini belirleyecek süreci yönetecek kişileri de seçecek olan da sensin.
    --Eline düştük ey halkım . Artık şu gaflet uykusundan bir uyan, üç günlük önemli adam rollerini yeme de hem kendini, hem de ülkeni kaderini belirleyecek Partim CHP'nin geleceğini "adam gibi adamlar"ı seçerek belirle de, herkes derin bir nefes alsın..
    --Bıktık artık senin "ADAMINI, ADAMIN YOKSA MADAMINI" seçme huyundan.
    --Bak benim tuzum kuru, aday maday da değilim. Ne seçersen de seç. Ama sokaklarda geleceği kararmış binler dolu.
    --"VEBAL" nedir bilirsen, bu insanların vebali senin boynunda. Daha sonra da, "ey Tanrım ben ne yaptım ki" diye de sorma.
    --Daha ne yapacaksın ki!..

Yorum Yap