Gidişat endişelendiriyor!

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkan Yardımcısı Kübra Turan ile kadına ve çocuğa yönelik şiddeti konuştuk. Gönüllü çabaların örgütlenmesiyle 2018’de Antalya merkezli kurulan derneğe gelen ihbarlar üzerinden bile şiddetin arttığını söylemenin mümkün olduğunu kaydeden Turan, “Gerek derneğimize yapılan başvurulardan gerek takip ettiğimiz davaların artışlarından kadına yönelik şiddetteki artışı bizzat gözlemleyebiliyoruz ve gidişattan endişe duyuyoruz” dedi.

Gidişat endişelendiriyor!

Gidişat endişelendiriyor!

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’ni okurlarımız için tanıtır mısınız?

 

Derneğimiz, mağdur durumda olan çocukların ve kadınların uğradıkları şiddet karşısında yanlarında olmayı, hukuksal, psikolojik ve sosyolojik destek sunmayı amaçlamaktadır..

Derneğimiz mağdur çocuk ve kadınlara hukuksal/psikolojik destek vermekte; kadın cinayeti, tecavüz ve cinsel istismar davalarında mağdur yanında yer almayı amaçlamaktadır.

 

Derneğimiz resmi olmayan kayıtlar ve bireysel olarak geçtiğimiz 10 yıl boyunca çok sayıda kadın cinayeti davasında öldürülen kadınların ailelerinin yanında yer alarak, onlara destek sağlayarak, cinayet kurbanı kadınların ve ailelerinin haklarını savunarak, sanıkların en ağır cezaları alması için davalarda gönüllü olarak çalışmıştır. Yine onlarca cinsel taciz, cinsel sarkıntılık, tecavüz ve çocuğa yönelik cinsel istismar davalarında mağdur kadın ve çocuklara destek sağlayarak gönüllü olarak bu davalarda vekillik sıfatını üstlenmiştir. Yıllarca süren bu davalarda dernek kurucusu avukatımız ve bünyesindeki diğer avukatlarımız davaların soruşturma aşamasının başlangıcından kovuşturma aşamasının son kısmına kadar gönüllü olarak etkin şekilde vekillik sıfatını üstlenmişlerdir.

 

SUÇLANAN MAĞDURLARIN YANINDA OLDUK!

 

Toplumumuzda kültürel yapı gereği her türlü şiddete maruz kalan çocuklar ve kadınlar yaşadıkları şiddet karşısında desteklenmiyor, suçlanıyor ve kendilerine şüphe ile yaklaşılıyor. Yalnız kalmalarına sebep olan bu duruma kendilerine çok yabancı bir dille yazılmış olan kanunlar ve hukuksal destek karşılığında talep edilen yüklü avukat vekalet ücretleri de eklenince mağdur kişiler savunmasız ve haklarını arayamaz hale geliyor. Bu sebeplerden dolayı bugüne kadar bireysel olarak söz konusu mağdur kişilerin gönüllü olarak ve ücret talep etmeksizin davalarında yer alarak, vekilliklerini yaparak destek sağlamış bulunmaktayız. Hukuksal desteğin yanı sıra şiddettin her türünün olağan kabul edilmesinin getirdiği suçluluk duygusunu, utancını, korkuyu yenebilmeleri ve yeni yaşam seçeneklerini geliştirebilmeleri için psikolojik destek sağlamış bulunmaktayız.

 

2018’DE DERNEK KURULDU

 

Ancak zaman içinde, gönüllü çalışmamıza taleplerin artması, alınan her davanın yıllarca sürmesi ve her yıl yeni davaların eklenmesi bizi daha örgütlü ve profesyonel düşünmeye itti. Bu sebeple çalışmalarımıza dernek çatısı altında devam ederek hem daha çok mağdur kişiye ulaşmak  hem de bu konuda gönüllü hizmet ya da destek vermek isteyen kişilere daha hızlı sesimizi duyurmak için 2018 yılında Antalya İli merkezli olarak ÖNCE ÇOCUKLAR VE KADINLAR DERNEĞİ’ni kurduk.

 

Derneğimize çok sayıda ihbar geliyor, yardım isteyenler oluyor. Bunun yanı sıra üye ve gönüllülerimiz, çevrelerinde tanık oldukları şiddet olaylarına müdahil olmaya gayret ediyor. Kimi zaman da basına yansıyan olayları takip ediyor, aileleriyle temasa geçmeye çalışıyoruz. Basın emekçilerinin bu anlamda çok büyük desteği oluyor.

 

ÜYE VE GÖNÜLLÜ DESTEĞİ ŞART!

 

Derneğimize gönüllü olmak isteyenlerden daha iyi bir dünyada yaşamanın mümkün olduğunu bilerek, umutlu olup, umutlarını özenle korumalarını ve onu olabildiğince yaymalarını istiyoruz, ilk şartımız bu.

Derneğimize herkes üye olabilir, müdahil olunan davalarda gönüllü profesyonellerin zorunlu masrafları için bizlere sürdürebilir şekilde maddi katkı koyabilirler. Çalışmalarımızın görünür kılınması için yardımcı olabilirler. Bunun yanı sıra derneğimizin daha fazla mağdura ulaşabilmesi ve derneğimizin çalışmalarına daha çok katkı konulması için avukatlara, psikiyatrlara, psikologlara ihtiyaç duyuyoruz, bu desteği sağlayabilirler.

 

 

Pandemi dönemindeki kadına yönelik şiddeti değerlendirirseniz ne söylerseniz?

 

Evet pandemi sürecindeki 'Evde Kal' çağrısı ile ne yazık ki kadın cinayetlerinde üst düzey bir artış yaşandı. Türkiye’de olağanüstü döneme girmeden önce de kadına yönelik şiddet oranları normal değildi. Olağanüstü halin ekonomik ve sosyal etkileri eklendiğinde bu dönemin acısının kadınlardan çıktığını görüyoruz. 

Karantina dönemi ilk başladığında, kadınların zorunlu olarak hane içerisinde olduğu dönemde şiddete karşı desteğin sürdüğünü resmi makamlardan duyamadılar. Bizler kadınların ev içerisinde tehlike altında olduklarını, acil önlem planı alınması gerektiğini açıkladık, belediyeler belli açıklamalarda bulundu.

Biz şiddeti durdurmaya çalışırken yeni infaz yasasıyla cezasızlık algısı oluşması, çocuk yaşta evliliklerin gündeme gelmesi, çözüm olacağını bildiğimiz İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmaması erkek şiddetine cesaret veriyor.

 

Salgının yarattığı tüm baskı ve zorluğun acısının kadınlardan çıkarılmasına izin vermeyeceğiz. Şiddetin azalmasını sağlayacak tedbirleri almak zor değil. Şiddete karşı açıklamalar yapmak, kadınların başvurabileceği yerleri sıklıkla hatırlatmak, yasaları uygulamak, görevini yapmayan yetkililere yaptırım uygulamak... Bu şekilde akan suyu tersine çevirebiliriz.

 

Kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik çalışmalar ne düzeyde? 

 

Ülkeler yeni yasa tasarıları ve 7/24 açık çağrı paketleri uygulamalarına başvururken Türkiye’de henüz ek ve acil bir önlem paketi yayınlanmadı. Dünyada ve Türkiye’deki duruma bakılacak olursa koronavirüs günlerinde kadınları şiddetten korumanın yeni yollarının bulunması ve bu kriz çerçevesinde sosyal ve ekonomik yardımlar tasarlanırken kadınların da ayrıca düşünülmesi gerektiği anlaşılıyor. İçişleri Bakanı kadına yönelik şiddetin azaldığını belirten açıklamalar yaptı. Ancak bizler her gün yeni şiddet haberleri alıyoruz ve bunlar sadece basına yansıyanlar. Kadınların büyük bir kısmı zaten başvuru mekanizmalarına ulaşmanın zor olduğu ülkemizde pandemi süreci nedeni ile bu mekanizmalara ulaşmakta daha zorlanıyor. Birleşmiş Milletler Kadın Komisyonu güvenlik, sağlık ve ekonomik endişelerin artması nedeni ile kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel, fiziksel, ekonomik şiddetin körüklendiğine, kadınların ve kız çocuklarının pandemi sürecinde ilk elden şiddete maruz kalan kesimler olduğuna dikkat çeken bir rapor yayımladı. 2020 Mayıs ayında 21 kadın öldürüldü, 18 kadının ölümü ise şüpheli. Kadın örgütlerinin ve derneğimizin ısrarlarına rağmen pandemi sürecinde kadına şiddeti önlemeye yönelik ne yazık ki etkin önlemler alınmadı. Gerek derneğimize yapılan başvurulardan gerek takip ettiğimiz davaların artışlarından kadına yönelik şiddetteki artışı bizzat gözlemleyebiliyoruz ve gidişattan endişe duyuyoruz.

 

18 YILDA YÜZDE 392 ARTIŞ

 

Bilindiği üzere kadın cinayetleri dünyada ve ülkemizde gündemde tazeliğini her zaman koruyor. Kadın cinayetleri devlet politikalarıyla ilişkilidir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde kadın cinayetleri ile karşılaşmaktayız. Ülkemizde de özellikle 90’lı yılların sonu itibariyle yerleşen ve güncelliğini halen en üst düzeyde koruyan olgu “kadın cinayetleri”dir. Bugün itibariyle de sayısal veriler ne yazık ki çok yüksek. Yıllık verilere bakıldığında 2002 yılında 66 kadın öldürülmüşken, 2020 yılında 369 kadın öldürüldü. Aradan geçen 18 yılda kadın cinayetleri yüzde 392 arttı. Bu tablo sadece rakam değil, yaşayan kadınların aynı zamanda hayatları idi.

 

HER GÜN 3 KADIN ÖLDÜRÜLÜYOR

Yaşadığımız her anda; evde, sokakta, karakolda şiddet gören, tecavüze uğrayan, taciz edilen sayısız kadın var. “Kamusal veya özel yaşamda kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı, ıstırap veren cinsiyete dayanan bir eylem, tehdit, zorlama, keyfi olarak özgürlükten, ekonomik gereksinimlerden yoksun bırakma” olarak tanımlanan kadına yönelik şiddet, yaygın ve sistemli şekilde bütün dünyada devam ediyor. Buna küçük yaşta evlenmeyi, çocuk doğurmaya zorlanmayı, erkeğe bağımlı hale getirmeyi, töre cinayetlerini, evde ve iş yerinde emek sömürüsünü de eklemek gerekiyor. Ülkemizde ise kadına yönelik şiddette gelinen nokta belli. Her gün 3 kadın, erkekler tarafından öldürülüyor. Kadınların şiddete karşı mücadelesi aslında sadece 25 Kasımlar’da değil her gün sürüyor. Kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması, öncelikle devletin ve iktidarların sorumluluk üstlenmesi, ilgili tüm sivil ve resmi kuruluşlarla işbirliği yaparak, yaşamsal öneme sahip bu sorunun ortadan kaldırılması için gerekli sosyal politikaların yaşama geçirilmesi ile mümkün olacaktır.

 

Deniz Bulut-Stajyer

 

 


Yorum Yap