Gazeteciler neden tutuklanıyor?

  • Gürkut Acar

    Gürkut Acar Yazı Arşivi
    5 Ekim 2020 /   543 Okunma

    Gazeteciler neden tutuklanıyor?

    Gencecik insanlar neden aylarca, yıllarca eşinden, çocuklarından, geçiminden mahrum bırakılıyor?

    Bunları merak ediyorsanız Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ın “Mahrem” kitabını okumalısınız. Özellikle Fetullah Gülen Cemaatinin örgütlenmesi, okulları, parasal kaynakları, yurt dışı bağlantıları, varmak istediği hedefi en mahrem belgelerle aydınlatılıyor. Gazeteciler, doğruları, dinci yapılanmanın iç yüzünü anlattıkları için tutuklanıyorlar. Onların Fetullah Gülen Terör Örgütü’ne karşı oluşları değil, dinin siyasallaşmasına karşı oluşları iktidarı delirtiyor. Gazetecileri; kendi görüşlerine diz çöktürmeye, gerçeğin toplumun tamamı tarafından öğrenilmesini önlemeye çalışıyorlar, bu nedenle tutukluyorlar.

    Hep kendime sormuşumdur; “Bir yüksek rütbeli subay nasıl olur da hiçbir öğrenimi olmayan, askerliğini er veya erbaş olarak yapmış cemaat şeyhinin emrine girer?” diye… Bu kitapta fazlasını bulacaksınız.

    Fetullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ)’nün darbe teşebbüsüyle AKP’den kopmasından sonra AKP’nin oylarında düşmenin olmaması nasıl açıklanabilirdi? “2014 yerel seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimi bu yönde beklentisi olanları yanılttı. Zira Cemaat’in gücü ne kitle desteğine ne de milyonları sürükleme yeteneğine dayanıyordu.

    Şeyh uçmaz mürit uçurur, derler.

    Gülen’i uçuransa polis, yargı, bürokrasi ve medya içindeki gücüydü. Bu gücü etkili kılansa; sinir merkezlerinde toplanması ve örgütlü hareket edebilmesiydi…(S:53)”

    Kitap; Wikileaks Belgelerinde açığa çıkan Türkiye ile ilgili ABD Elçilik, Konsolosluk ve diğer yazı ve belgelere dayanıyor.

    Bunlardan biri de ABD Siyasi Müsteşarı Janice G. Weigner’in kaleme aldığı anlaşılan 5 Haziran 2008 tarihli belge… ”Böcek Vakası Muhalefetin Aleyhine Dönüşüyor” başlıklı kripto (gizli-şifreli yazı-G.A.), dinci gazete Vakit’in CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın eski Bolu Valisi Ali Serindağ ile Mayıs ayının sonlarında yaptığı görüşmenin metnini yayımlamasından sonra yaşanan krizi içeriyor. CHP söz konusu kayıtla ilgili olarak polis içindeki Cemaat yapılanmasını suçlamış, Vakit ise Sav’ı röportaj için aradıklarını ancak Sav’ın telefonu kapatmaması sonrası görüşmeyi dinlediklerini söyleyerek kendisini savunmuştu.

    Söz konusu olay, CHP ile Cemaat arasında son yıllarda yaşanan en sert atışmaydı. Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 3 Haziran 2008’deki grup toplantısında açıkça Cemaat’i hedef almış ve “Yani, yeni bir dinleme düzeni ve çok özel bir kadrolaşma. Nasıl bir kadrolaşma? Bir cemaat kadrolaşması… Emniyet Genel Müdürlüğü’nde, bu konuda kadrolaşmanın yaşanmakta olduğunu siyaseti izleyen herkes biliyor” demişti.

    Baykal, Temmuz 2005’te Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın kurulduğuna dikkat çektikten sonra, “Başına da bir emniyetçi atanmıştır. Telekomünikasyon iletişim Başkanlığı’nda Cemaat kadrolaşması var,” diye vurgulamıştı. Deniz Baykal, bu olay üzerinden tüm dinlemeleri tartışmaya açtı.

    İlginç bir ayrıntı…

    Baykal’ın daha önce Erdoğan’a yönelik ağır sözlerini yayınlayan Meclis TV, Baykal Cemaat’e yüklenince yayını kesiyordu…”

    Kitapta CHP’yi de ilgilendiren başka önemli bölümler de var.

    Yukarıdaki alıntıdan anlaşıldığı gibi CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Cemaat örgütlenmesine yüreklice karşı çıktığını görüyoruz. Ergenekon ve Balyoz davalarının çökmesinden sonra daha iyi anlaşıldı ki Fetullahçı Terör Örgütü; Başbakanları, Cumhurbaşkanlarını gizlice dinlemişti. Birçok Milletvekilinin en mahrem ilişkilerini videoya kaydetmiş ve hatta sahte belgeler üreterek kendisine karşı çıkan insanların yaşamlarını cehenneme çevirmişti…

    Deniz Baykal ile Genel Başkanlıktan son istifasından önce, yaptığım uzun cep telefonu görüşmesinde istifa etmemesini, “kaset olayının bir emperyalist saldırı olduğunu” söyledim. Fakat kamuoyunun ağır baskısına dayanamadı. Üstelik birkaç gün sonra “Bunun deniz aşırı yerdeki biri ile ilgisi olmadığı kanısındayım” dedi. Oysa direnebilseydi bugün Türkiye çok farklı bir yerde olabilirdi. Çünkü kitabın sonundaki Genel Kurmay Başkanlığı’nın FETÖ ile ilgili Milli Güvenlik Kurulu’na sunumundan da, MİT’in aynı konudaki Başbakanlığa verdiği raporundan da Deniz Baykal’ın söylediklerinin doğru olduğu açık ve kesin olarak görülmektedir.

    (Not: Ali Serindağ 2011-2015 arasında CHP milletvekili oldu. Dört yıl TBMM’de, iki yıl CHP Grup Disiplin Kurulu’nda birlikte çalıştık. Deniz Baykal’a da sağlık ve uzun ömürler diliyorum.)

    Eğer gözlerinizin fal taşı gibi açılmasını, gözünüzün önünden sahte tartışmaların, günübirlik icat edilen gündemlerin çektiği perdenin kalkmasını istiyorsanız, ülkenizi, halkınızı seviyorsanız bu kitabı (MAHREM’ i) okuyunuz.


Yorum Yap