İnsanlar ne zaman kendilerini dinginlik ve güven içinde duyumsarlar?


Başlarına bir olay geldiğinde adil şekilde yargılanacaklarına inandıklarında…


Türkiye yıllardan beri hukuka güvenini kaybetmiştir.


Özellikle FETÖ’cü savcı ve yargıçlar tarafından verilen ve FETÖ’cü Yargıtay Üyeleri tarafından onaylanan ERGENEKON, BALYOZ, ŞİKE, ATABEYLER, KAFES EYLEM PLANI, POYRAZKÖY DAVASI, AMİRALLERE SUİKAST, İNTERNET ANDICI, ERZİNCAN ERGENEKON DAVASI, İSTANBUL ASKERİ CASUSLUK, İZMİR ASKERİ CASUSLUK DAVASI, ODATV DAVASI, FENERBAHÇE VE AZİZ YILDIRIM ŞİKE DAVASI VE MİT DAVASI (2012), AYIŞIĞI, YAKAMOZ KUMPASLARI GİBİ yıllarca süren gerçekle hiçbir ilgisi olmayan savlara ve uydurma kanıtlara dayalı davaların kararlarıyla hukuk güvenliği ağır şekilde zedelenmiştir.


Bütün bu davalarda, masum olan sanıkları savunan Avukatlar, yıllarca, Fetullahçı Terör Örgütü’nün, devletin ve AKP’nin baskısına yiğitçe direnerek günlerce süren duruşmalarda özveriyle çalışmışlardır.


15 Temmuz 2016 darbesinden sonra bütün bunların uydurma olduğu, sahte ve özel olarak yaratılmış kanıtlara dayandığı, Avukatların savunmalarının haklılığı ortaya çıkmıştır. 


Yıllarca Silivri’ye yağmurda, çamurda, karda duruşmalara giden avukatlardır. 


Anayasa Mahkemesi önünde “Adalet Nöbeti” başlatanlar ve “Adalet nöbeti” tutanlar, avukatlardır.


Yargıtay’da Balyoz Davası Kararının FETÖ’cü yargıçlar tarafından cezası onanan sanık yakınlarının “hayatlarımızı çaldınız” diye 

dövünmesini görüp kahrolanlar; avukatlardır.


Halkı savunduğu için, AKP iktidarına karşı olduğu için, savunduğu sanıkların suçlarının ortağı gibi gösterilerek yıllardır hapislerde haksız yere tutulanlar; avukatlardır.


Yargılamanın ayaklarından biri sav (iddia) yani savcıdır. Devlet Memurudur.


Yargılamanın ikinci ayağı karar (hüküm) yani yargıçtır. Devlet Memurudur.


Yargılamanın üçüncü ayağı savunma (müdafaa) yani avukattır. Devlet Memuru değildir.


Yargılama üçgeninde kamu hizmeti yapan, fakat devlet memuru olmayan, yargılamanın temel unsuru olan fakat kimseye bağımlı olmayan tek kişi avukattır. Avukat sadece vekil edenin (müvekkilinin) haklarını korumakla, onu savunmakla yükümlüdür. 


Avukat bağımsızdır, öyle olmalıdır, öyle kalmalıdır.


Avukat devletin adamı değildir, kendisine vekâlet verenin de emir eri değildir. Savunduğu kişinin işini her aşamada reddetme hakkı vardır. 


Yargıcın ve Savcının haklarını devlet korumakla yükümlüdür. 


Savcı yetkilerini kullandığı devlet tarafından korunur.


Yargıç ulus adına karar verirken, korunması devletin yükümlülüğüdür.


Avukatın arkasında ise Barosu vardır.


Barolar savunmanın kaleleridir.


Avukatın bağımsızlığının, mesleksel özgürlüğünün, haklarının korunması Barolara aittir. Barolar Anayasa ile kurulmuş meslek örgütleridir. 

Bugün Baroların yandaş yapılması başarılırsa, sıra halkın, doğanın, kentin, üreticinin, tüketicinin korumasını yapan diğer meslek örgütlerine gelecektir. Onların da artık yetkileri elinden alınmış; ezilenlerin haklarını koruyan birer örgüt olmaktan çıkarılması suretiyle “vahşi kapitalizm” ve “faşizm” ülkeye karabasan gibi çökecektir.


Baro Başkanlarının “Ankara Yürüyüşü” tarihe altın harflerle yazılmıştır. Baro Başkanlarını yürekten kutluyoruz. Sonuna kadar yanlarındayız. Gece yağmur altında, aç ve susuz kahredici bir kuşatmadan başı dik, onurlu, gerçek liderler olarak çıktılar.


Antalya Baro Başkanı Polat Balkan’ın İç İşleri Bakanı, Ankara Valisi ve Başkanları tartaklayan polisler hakkındaki suç duyurusu çok doğru ve cesur bir harekettir. Çünkü Anayasaya göre silahsız ve saldırısız olarak yürüyüş ve toplantı hakkı temel hak ve özgürlüklerdendir. Baro Başkanlarımıza yapılanlar, etraflarının çevrilmesi ve çember dışına çıkmaları zor kullanarak önlendiği için “hürriyetlerinin tahdidi”, tuvalete bile bırakılmadıkları ve yiyecek verilmediği için “işkence ve kötü muamele”, tartakladıkları için de “etkili eylem” niteliğindedir.

Ankara Yürüyüşünün sihirli sözcüğünü İstanbul Baro Başkanı söylemiştir: “Türkiye’nin bütün avukatlarını buraya çağırırım” demiştir. 


Hazırız sayın Başkan!


Barolar savunmanın kalesidir. Dokunmayın efendiler! Pişman olursunuz.