‘Osmanlı’ imiş…

  • Bekir Bülend Özsoy

    Bekir Bülend Özsoy Yazı Arşivi
    10 Mart 2020 /   2707 Okunma

    ‘Osmanlı’ imiş…

    Geçenlerde ekmek aldım, güzel, iri taze, doyumlu…etiketine baktım ‘Osmanlı’ ekmeği yazıyor. Lan oğlum siz adam olmayacaksınız.. bu günlerde her şeye ‘Osmanlı’ demek yalakalığın dik alası oldu ya..

    Ekmek dediğimiz şey yöresel usullerde yapılır, mesela Konya etli ekmek der, Karadeniz bölgesi insanları o bölgenin rutubetinden etkilenmeyecek ekmek yapar, Kürt halkı lavaş ve pide üstüne uzmandır.  Köylerde farklı, şehirlerde farklı ekmek yapılır. Çünkü coğrafya ihtiyaçları ayrı -ayrı kılmıştır. Almanların ekmeğinin kabuğu sert, içi yumuşaktır. Adamlar askeri seferlerde ekmek kurumasın diye böyle bir yol bulmuşlar, Fransızlar butik alışkanlıkları ve sandviç merakları yüzünden -BAGET- denen ekmek türünü tüketirler. Falan filan…Osmanlı bir imparatorluk idi, her imparatorluk gibi uluslararasıydı. Hegemonyasında Sırplar, Acemler, Araplar, Kürtler, Hırvatlar, bir kısım Macarlar,

    Polonyalılar, Avusturyalılar, Yunanlılardan oluşan bir milletler mozaiği yaşıyordu. Bu insanların hepsi bulundukları coğrafyanın ve iklimin şartlarına göre yaşarlardı. Evlerinin şekline, kılık kıyafetlerine, düğün dernek zamanlarına, ölülerini gömme şekline hep iklim ve coğrafya karar verirdi. Haliyle ne yenecek, nasıl yenecek gene iklim babanın emriyle olurdu. Kısaca ekmek yapıldığında Osmanlı değil, Kürt, Sırp, Arap (hadi alınmayın!!) Türk tarzı pişerdi ve öyle de tüketilirdi. Elbette söz konusu lezzet olunca çeşitli ekmekler ve diğer tatlar bölgeler ve hatta ülkeler arası seyahate çıkarlardı. Onun için mesela bizim her fırınımız da-baget- ekmeği bulunurken ne Avrupa da ve ne de Asya da ve hatta bugünlerde kıçının dibinden ayrılmadığınız Arap dünyasında ‘Osmanlı’ ekmeği diye bir şey ne pişirilir ve satılır.  Ne de kimse gidip de şu acayip soruyu sorar:

    ‘Kurban ! Ecdadımızın has ekmeği var mı ola, hani yiyek de malum yere şirin gözükek!!’

    Böylece Osmanlı yalakalığı yaparak bir yerlere latif görünmeye çalışan cahil sürüsü aslında kendi geçmişlerinden habersiz öyle yaşayıp gidiyorlar. Ve en büyük saygısızlığı yapıyorlar..

    Ha Osmanlı meselesine gelince, İmparatorluğun bilinen sınırları içinde her yaşayanın kökü elbette Osmanlıya dayanır. Çoğu adet, töre Osmanlı tarafından benimsenmiş ve korunmuştur. Ama Osmanlı bir ulus değil yukarda da dediğimiz gibi bir i m p a r a t o r l u k idi.

    Son olarak bir başka tarihe karışmış imparatorluk olan İspanya’dan bir monarşi örneği verelim:

    İspanya 20. Asrın başlarında kendine bir -kral- bulmuş, adam İngiltere de okumuş, Fransa da yaşamış, falan… gelmiş Madrid e oturmuş tahta, yemin filan bitmiş ertesi sabah kalkmış, e aydın Avrupa da okumuş ya işinin başına geçecek, önce kahvaltı edecek sarayı araştırıp duruyor, saat sabahın sekizi gibi..aa o da ne sarayın yalakaları önüne çıkmış demişler ki

    ‘Majeste hayırdır bu saatte ne dolanıyorsunuz?

    ‘Kahvaltı edecektim’

    Aman efendim olmaz kraliyet ailesi mensupları saat 11.00 den önce uyanmazlar mümkün değil..

    Oğlum ben kralım yahu istediğim saatte kahvaltı edemez miyim?

    Hayır edemezsiniz majesteleri..,

    tepesi atan kral saraydan çıkmış sokağın karşısında ki bir pastane de kahvaltısını edip geri dönmüş.

     


yorum-resim

necip damar29 Mart 2020

Bekir Bülend Bey Merhaba,
Yazılarınızdan size ulaştım. Çoğunu da okudum. Eve kapandığımız şu günlerde yazılarınızla bira geçmişe Kilyos günlerine de döndüm. Bizim Turizm özellikle Turban camiasında tanıdığım ve değer verdiğim ender kişilerden biriydiniz. Umarım sağlığınız yerindedir... Sizden bu yolla bile haber almış olmak beni sevindirdi. Sevgiyle ve sağlıkla kalın..
Necip Damar

Yorum Yap