Daron Acemoğlu, adını bir çok kişi Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptğı görüşmeden sonra duydu. Ki mi? 1993 yılından beri Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde (MIT) akademik kariyerine devam ederken, 2000 yılında ekonomi profesörü ünvanı almıştır. Siyasal ekonomiekonomik kalkınmaekonomik büyüme, gelir ve ücret dengesi eşitsizliği, çalışma ekonomisi, iktisat teorisi ve beşeri sermaye ve eğitim konularında çalışmalar yapar. Siyaset bilimci James A. Robinson’la birlikte yazdığı Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri (2006) ve Ulusların Düşüşü: Güç, Refah ve Yoksulluğun Kökenleri (2012) adlı eserleri çok sayıda ödüle değer görülmüştür. 2021 yılı itibarıyla IDEAS/RePEc araştırma veri tabanına göre, dünyadaki en çok alıntı yapılan ilk 10 ekonomist arasındadır.

AC03 numaralı otobüste yolculuk yaparken genç bir kadının okuduğu kitap dikkatimi çekmişti.  Evet güzel yurdumda, bu devirde otobüste kitap okuyan biri. “Ulusların Düşüşü” adlı kitap ilgimi çekti. İznini alıp baktım. Bir cümle ile fikrini de beyan etti. James J. Robinson ve Daron Acemoglu yazmıştı.

Geçtiğimiz yıl fuarda “Dar Koridor’u görünce düşünmeden aldım.

Sıra anca geldi. Şimdi elimde.

Uzunca bir metin olacak ama 620 sayfanın daha başındayız. Dur bakalım daha neler çıkacak.

Herkes önümüzdeki seçimde kimin nereye aday gösterileceğini sorarken ben oturdum “devlet” yaklaşımına binlerce yıl önceden yaklaşımları taşıdım buraya.

Buyrun…

Milattan önce 621 Atinalı Meclis Üyesi Drakon diyor ki: “Tepelerde yaşayan insanlar en demokratik grup. Ova insanları en oligarşik yapıydı. 3. olarak da ortak karar, karma bir sistem öneren kıyı insanları grubu vardı.”

Milattan önce 594 Atina’yı 1 yıllığına yöneten Arkhon Solon: “insanlara hak ettikleri kadar ayrıcalık tanıdım. Kendilerine düşeni ne azalttım ne arttırdım. Gücü olan ve servetleri kıskançlık yaratanlara iyi davranarak incinmelerini engelledim. İki grubu da koruma kalkanı altına aldım ve birinin değerine karşı adil olmayan biçimde zafer kazanmasına izin vermedim.”

Toprak reformunun da mucidi olan Somon, kurduğu sistemin 100 yıl çalışacağına inanıyordu. Görev süresi bitince kendini 10 yıllık sürgünde buldu. Döndüğünde bambaşka bir Atina buldu.

Siyaset felsefecisi Thomas Hobbes, “Devlet”i “The Leviathan” olarak tanımlıyor.

Özgürlük ve nihai olarak devlet kapasitesi devlet ve toplum arasındaki güç dengesine bağlıdır devlette seçkinler çok güçlenirse bu durum despotik ile Leviathan’a dönüşebilir. Eğer ikisi de yetersiz kalırsa namevcut Leviathan durumu ortaya çıkar. Bu nedenle hem devletin, hem de toplumun birlikte yol aldıkları ve hiçbirinin üstünlük kazanmadığı bir duruma ihtiyacımız var. aslında bu Aynanın İçinden, Alice Harikalar Diyarında romanında Lewis Carroll’un tavsiye ettiği Kızıl Kraliçe’nin durumundan farklı değildir.

Roman da Alice, Kızıl Kraliçe ile tanışır ve bir yarışa girerler. “Alice daha sonra düşündüğünde nasıl başkalaştıklarını anlayamayacaktı.” Fakat ikisi de bütün güçleriyle koştukları halde “etraflarındaki ağaçlar ve diğer nesneler sabit kalıyordu. Ne kadar hızlanırlarsa hızlansınlar arkada bıraktıkları bir şey yoktu.”

 Nihayet kızın kraliçe durmalarını söylediğinde Alice etrafına şaşkınlıkla baktı.

- Bütün bu süre boyunca aynı ağacın altında olduğumuza nasıl inanayım. Her şey aynı.

- Tabii öyle olacak ne bekliyordun ki? Dedi Kraliçe.

Alice hala nefes nefese “çünkü bizim ülkemizde bizim yaptığımız gibi uzun süre koşarsan genellikle başka bir yere ulaşırsın” dedi. “Yavaş bir ülke” dedi Kraliçe. “Gördüğün gibi burada ancak bütün gücünle koşarsan olduğun yerde kalabilirsin.”

Kızıl Kraliçe etkisi sadece mevcut konumumuzu korumak için bile sürekli koşmamız gereken bir duruma işaret eder, tıpkı kendi aralarında dengeyi korumak için hızla koşan devletle toplum gibi.

Carroll’un romanında tüm bu konuşmalar boşunaydı fakat toplumun Leviathan’a karşı mücadelesi boşuna değildir. Eğer toplum bocalar ve devletin giderek artan gücüne yetişebilmek için yeterince hızlı koşmazsa, Prangalanmış Leviathan hızına “Despotik Devlet”e dönüşebilir. Leviathan’ı denetim altında tutabilmek için toplumun rekabetine ihtiyacımız vardır. Leviathan'nın gücü ve kapasitesi artıyorsa toplum daha güçlü ve uyanık olmak zorundadır. Leviathan da koşmaya devam etmesi, yeni ve zorlu meydan okumalar karşısında kapasitesini güçlendirmesi ve özerkliğini koruması gerekir. Bu durumda ihtilafları çözmesi, tarafsızca yasaları uygulaması ve aynı zamanda normal kafesini kırabilmesi için hayati önem taşır. Tüm bunlar oldukça zorlu görünüyor ama, ne kadar zor olsa da insanlığın ilerlemesi ve özgürlük için Kızıl Kraliçe’ye bağımlıyız. Ne var ki Kızıl Kraliçe devlet ve toplum arasında güç dengesine epeyce iniş çıkış yaratır çünkü bazen bir taraf bazen de diğer tarafın öne çıkar.