Akaydın nereye koşuyor?-1

  • Ahmet Başkaya

    Ahmet Başkaya Yazı Arşivi
    7 Aralık 2015 /   39833 Okunma

    Akaydın nereye koşuyor?-1

    Mustafa Akaydın, 2019’da tekrar Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı olmaya koşuyor ama gelişmeleri özetledikten sonra bu konuya geleceğim.

    CHP’ye Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı olmaya geldiği günden beri CHP içerisinde hep gerilim yarattı. İlk gerilimi gelmiş geçmiş en naif İl Başkanlarından Ömer Melli ile yaşadı. İl yönetimini seçim çalışmalarından dışladı ve sonra da “Bana destek olmadılar” yalanına sarıldı. Seçim kazanıldıktan sonra CHP kurumsal kimliğiyle, kurumsal ilişki kurmayı reddetti. Ama ne idüğü belirsiz İlker Gediklere,Bülent Yıldırımlara vs. belediyenin deyim yerindeyse kasasını emanet etti. Kendisine tam destek veren Hasan Subaşı’nın emaneti Av. İbrahim Kurt’u ASAT’a postaladıktan sonra İlker Gedik vasıtasıyla Yüzüncüyıl Spor Tesisleri, A-Kent, tramvay inşaatı vb. birçok pürüzlü işlerde  belediyenin zarara uğratılmasını seyretti ya da talimatını verdi. Bunları bilmeden mi yaptı, yoksa bir karşılıkla mı yaptı onlara yargı karar verecek. (Bu konularda geçmişte eleştirdiğimizde Sayın İlker gedik, şahsıma ve gazeteme dava açmıştı. Ama kaybetmişti…)

    Akaydın, tüm bu bozuk düzen işlerini CHP ve sosyal demokrasi ile yakından uzaktan ilişkisi olmayan bürokratları tarafından 2010 yılı ortasına kadar hayata geçirdi. Akaydın ve bürokratları CHP’lilerin çok büyük kesimini kafası ezilmesi gereken yaratıklar olarak görüyordu.

    Antalyalı demokrat, sosyal demokrat insanlarının bin bir türlü mücadelesiyle Menderes Türel’den alınan büyükşehir belediyesinde işler Mustafa Akaydın ve bürokratlarının işbilmez, inatçı, narsist davranışlarıyla sarpa sarmaya başladı.

    Antalya’da yaşayanlar ve CHP tabanı bu duruma homurdanmaya başlamıştı ki Akaydın’ın imdadına zamanın Genel Başkanı Deniz Baykal’ın başına gelen kaset komplosu yetişti. Akaydın işe İl Başkanı Özer Ülken’den başladı. CHP tarihinde hiçbir belediye başkanının bir il başkanına yapmayacağı saygısızlıkları ulu orta sergiledi. Ülken ile barışmamak için onları bir araya getiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bile rest çekti. Akaydın, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüzüne ”Ben Özer’le barışmam, istersen beni psikolojik sorunlu say, istersen disipline ver” bile dedi.

    2011 Genel seçim kampanyası sırasında 3. Yıl Tanıtım Toplantısı’na katılmayıp Kumluca Tarım Fuarı’na katılan Baykal’ı topa tutmaya başladı. Akaydın, medya önünde bırakın Cumhuriyeti kurmuş CHP’yi, dünyanın hiçbir partisinde olmayacak düzeysizlikte Baykal’a saldırdı.

    CHP Genel Merkezi Baykal’ı Antalya’ya hapsetmek ve memleketinde etkisiz hale getirmek düşüncesiyle Akaydın’ın bu parti hukuku ve ahlakına sığmayacak davranışlarına dur demediği gibi 2014’te tekrar aday yaparak ödüllendirdi. Bu kadar kural tanımaz davranışlardan sonra ödüllendirilen Akaydın, hızını alamadı Muratpaşa’da Süleyman Evcilmen’i yemek uğruna Muratpaşa’da dört kez aday değiştirildi…

    Kepez’de bir dönem önce AKP’den belediye başkanı olan ve Dokuma alanı tahsisi nedeniyle çadır kurulan AKP Kurucular Kurulu Üyesi Erdal Öner’i aday yaptırdı.

    Kısaca Akaydın, CHP’lilerin ve Antalya’da yaşayan demokratların bin bir mücadelelerle aldığı büyükşehir belediyesini kaybetmek için her şeyi yaptı. Sonuçta yüzde yüz hatalı olduğu halde kendince suçu birilerine yıkmasının yolunu buldu; Baykal ve ekibi. Halbuki Baykal, kendisine yapılan ahlaksızca suçlamalara ve milletvekillerine birçok ilçede program yaptırılmamasına rağmen 2014 seçimlerinde de diğer seçimlerde de elinden geldiğince CHP’ye oy istedi.

    Ve geldik 2015 genel seçimlerine. Akaydın, kendi hatalarını örtmek için acımasızca ve seviyesizce Baykal’a saldırdığı için Baykal karşıtlarını kendi etrafında kamplaştırdı. Bu kamplaşma sonrasında belli grupların desteğini aldığı için önseçimden 3. sırada çıktı. Akaydın ve Baykal seçilecek sıralara geldiler ve seçildiler.

    Kısaca milletvekili oluncaya kadar ki durumu özetlemeye çalıştım. Düşünebiliyor musunuz Antalya’da CHP’nin toparlanması gereken bir kongre sürecinde bir milletvekili kongrelerde zamansız ve tüzüğe uygun olmayan bir biçimde çıkıp “Bu partide şuncular, buncular tasfiye edilmelidir” diyecek. Bu söylem biçimi Akaydın’ın çaresizliği ve gelecekle ilgili planlarından dolayıdır. Bu durumu ve milletvekili olduktan sonraki çıkışlarını ve gelinen süreci sonraki yazımda açıklayacağım…


Yorum Yap